• ☪ Foruma Hoş Geldiniz ☪ Forumda Bilgi Alışverişinde Bulunabilmek ve Sitemizde Açılmış Olan Konuların İçeriklerini Görüntülemek İçin Kayıt Olmanız Gerekmektedir.

Üstte Tarihi Kazı Altta Dinamit Patlatma

harunasln

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
7
Beğeni
28
Puanları
13
Sabah sabah canımı sıkan bir haber. Balık baştan kokmuş.
Murat AĞIREL'in yazısı;
"Ana Tanrıça Kibele heykelini duydunuz mu?
Mutlaka duymuşsunuzdur.
Hitit mitolojisinin en değerli parçalarından biri... Anadolu'nun üretken, çalışkan çok kültürlü yapısını anlatan harika birer örnektir bu heykel tasvirleri.
Hatta bilenler hep Kibele'nin ufak simgesel heykelciklerini görmüştür.
Bu sefer 200 kiloluk neredeyse bir gerçek insan boyutunda heykeli bulundu.
Ordu'nun Altınordu ilçesinde 6'ncı Mithridates dönemine ait 2 bin 300 yıllık Kurul Kalesi'nde, 2010 yılında başlatılan kazı çalışmalarında paha biçilemez eserler çıktı.

1 metre boyunda 2 bin 100 yıllık Ana Tanrıça Kybele(Kibele) heykeli ile bereket tanrıları Dionysos ve Pan heykeli ve hayvan biçimli dini kap olan Riton ve 2 bin parça burada bulundu.
Kazı çalışmaları da Ordu Müze Müdürlüğü öncülüğünde, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt'un da aralarında yer aldığı, 25'i arkeolog, 40 kişilik ekiple sürdürüldü. Kazı çalışmasında 1'inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kaledeki çalışmalarda ayrıca, yaklaşık 300 basamaklı merdiven ile milattan önceki dönemlere ait olduğu değerlendirilen pişmiş topraktan çatı kiremitleri ve duvar örgüsü seramik parçalarına da ulaşıldı.
Ana Tanrıça'nın tahtta otururken tasvir edildiği 1 metre 10 santim yüksekliğindeki heykel, Türkiye'nin dikildiği yerde bulunan ilk eseri.

Az sonra okuyacaklarınızın ardından "bu kadar da değil artık" diyeceksiniz.
Çünkü söz konusu kazı alanının yakınında kilolarca dinamit patlattılar.
Anlatayım…
Yukarıda Kurul Kalesi'nde yapılan kazılardan ve ortaya çıkarılan eşsiz eserlerden bahsettim. Hah tam o 1'inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kalenin üstünde kazılar sürerken, alt kısmında ise dinamitlerle taş ocağı için patlatma yapılıyor.
Yanlış duymadınız.
Kalenin 900 metre yanında dinamitlerle taş ocağı çalışması var. Patlamalar nedeniyle tarihi kaya mezarları ve mağaralar yok olmuş vaziyette.
Samsun Kültür Varlıkları Koruma Kurulu'nca "Söz konusu alanda andezit ocağı açılması uygun değildir" kararı ile Danıştay'ın "taş ocağı" iptal kararının uygulanarak tarihi alan için önlem alınması isteniyor.
Kazı Başkanı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt da bir açıklama yaptı. Taş ocağına kendisinin izin vermediğini belirten Şenyurt, şunları söyledi:
"Taş ocağının olduğu yer hiçbir zaman arkeolojik sit alanı olmadı. Dolayısıyla Samsun Bölge Anıtlar Kurulu da taş ocağının patlatmalardan dolayı zarar vereceğini söyledi. Taş ocağının yapılmamasını istedi ama mahkemeyle karşı taraf zarar vermeyeceğini kanıtlayıp karar almışlar. Çalışmalara orada devam ediyorlar. Bu taş ocağı bize yaklaşık 900 metre mesafede. Şimdiye kadar patlatılan dinamitlerin zararını görmedik ama zararı var tabii. Dinamit patlatılınca orada yer titriyor. Orada çalışırken küçük bir deprem gibi bir sarsıntı oluyor. Orada taş ocağını kim ister ki? Tarihi alan içerisinde her ne kadar arkeolojik sit alanı olmasa da onun dibinde oradaki doğayı bozan, insanları endişe ettiren bir görüntüyü kim ister? Keşke mahkemeler buna izin vermemiş olsaydı."
Kendisinin taş ocağını kapatın deme yetkisinin olmadığını söyleyen Şenyurt, devamında "Bu taşocağına ben izin vermedim. Benim öyle bir yetkim yok. Benim öyle bir yetkim olsaydı, kaldırma yetkim de olurdu herhalde. Taş ocağına karşı mücadele eden insanların mahkemede kaybetmelerinden dolayı beni paravan olarak kullanıp adamlarla uğraşma derdindeler. Protesto yürüyüşü yapsınlar, en önde ben giderim. İmza kampanyası açın ilk imzayı ben atacağım dedim ama illa senin yetkin var, sen kapatırsın diyorlar. Ben kimim? Koca vali kapatamamış, hâkimler kapatamamış da taş ocağına yetki verecek insan ben miyim?" diyerek ülkenin içerisindeki hali de kısmen anlatmış oldu.
Dünyanın başka bir ülkesinde bu tarihi eserler bulunsa üzerine titrenir ve korumaya alınır.
Bizde ise gözünü rant bürümüş kişiler milyonda bir olsa dahi zarar görme ihtimali bulunan bu alan için dinamit ile taş ocağı izni veriyor akıl alır gibi değil…
 

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
1,969
Beğeni
7,503
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Sabah sabah canımı sıkan bir haber. Balık baştan kokmuş.
Murat AĞIREL'in yazısı;
"Ana Tanrıça Kibele heykelini duydunuz mu?
Mutlaka duymuşsunuzdur.
Hitit mitolojisinin en değerli parçalarından biri... Anadolu'nun üretken, çalışkan çok kültürlü yapısını anlatan harika birer örnektir bu heykel tasvirleri.
Hatta bilenler hep Kibele'nin ufak simgesel heykelciklerini görmüştür.
Bu sefer 200 kiloluk neredeyse bir gerçek insan boyutunda heykeli bulundu.
Ordu'nun Altınordu ilçesinde 6'ncı Mithridates dönemine ait 2 bin 300 yıllık Kurul Kalesi'nde, 2010 yılında başlatılan kazı çalışmalarında paha biçilemez eserler çıktı.
1 metre boyunda 2 bin 100 yıllık Ana Tanrıça Kybele(Kibele) heykeli ile bereket tanrıları Dionysos ve Pan heykeli ve hayvan biçimli dini kap olan Riton ve 2 bin parça burada bulundu.
Kazı çalışmaları da Ordu Müze Müdürlüğü öncülüğünde, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt'un da aralarında yer aldığı, 25'i arkeolog, 40 kişilik ekiple sürdürüldü. Kazı çalışmasında 1'inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kaledeki çalışmalarda ayrıca, yaklaşık 300 basamaklı merdiven ile milattan önceki dönemlere ait olduğu değerlendirilen pişmiş topraktan çatı kiremitleri ve duvar örgüsü seramik parçalarına da ulaşıldı.
Ana Tanrıça'nın tahtta otururken tasvir edildiği 1 metre 10 santim yüksekliğindeki heykel, Türkiye'nin dikildiği yerde bulunan ilk eseri.
Bulunan bu tarihi eserlerle ilgili Kurul Kalesi'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alınması için başvuru dahi yapıldı.
"Süper bir gelişme" demek isterdim ancak ne yazık ki AKP iktidarı boyunca köylüsü, çiftçisi, şehirlisi, genci, yaşlısı, kadını herkes doğasını tarihini ağacını yeşilini korumaya çalışıyor.
Bilerek yazıyorum bu satırları.
Az sonra okuyacaklarınızın ardından "bu kadar da değil artık" diyeceksiniz.
Çünkü söz konusu kazı alanının yakınında kilolarca dinamit patlattılar.
Anlatayım…
Yukarıda Kurul Kalesi'nde yapılan kazılardan ve ortaya çıkarılan eşsiz eserlerden bahsettim. Hah tam o 1'inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kalenin üstünde kazılar sürerken, alt kısmında ise dinamitlerle taş ocağı için patlatma yapılıyor.
Yanlış duymadınız.
Kalenin 900 metre yanında dinamitlerle taş ocağı çalışması var. Patlamalar nedeniyle tarihi kaya mezarları ve mağaralar yok olmuş vaziyette.
Samsun Kültür Varlıkları Koruma Kurulu'nca "Söz konusu alanda andezit ocağı açılması uygun değildir" kararı ile Danıştay'ın "taş ocağı" iptal kararının uygulanarak tarihi alan için önlem alınması isteniyor.
Kazı Başkanı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt da bir açıklama yaptı. Taş ocağına kendisinin izin vermediğini belirten Şenyurt, şunları söyledi:
"Taş ocağının olduğu yer hiçbir zaman arkeolojik sit alanı olmadı. Dolayısıyla Samsun Bölge Anıtlar Kurulu da taş ocağının patlatmalardan dolayı zarar vereceğini söyledi. Taş ocağının yapılmamasını istedi ama mahkemeyle karşı taraf zarar vermeyeceğini kanıtlayıp karar almışlar. Çalışmalara orada devam ediyorlar. Bu taş ocağı bize yaklaşık 900 metre mesafede. Şimdiye kadar patlatılan dinamitlerin zararını görmedik ama zararı var tabii. Dinamit patlatılınca orada yer titriyor. Orada çalışırken küçük bir deprem gibi bir sarsıntı oluyor. Orada taş ocağını kim ister ki? Tarihi alan içerisinde her ne kadar arkeolojik sit alanı olmasa da onun dibinde oradaki doğayı bozan, insanları endişe ettiren bir görüntüyü kim ister? Keşke mahkemeler buna izin vermemiş olsaydı."
Kendisinin taş ocağını kapatın deme yetkisinin olmadığını söyleyen Şenyurt, devamında "Bu taşocağına ben izin vermedim. Benim öyle bir yetkim yok. Benim öyle bir yetkim olsaydı, kaldırma yetkim de olurdu herhalde. Taş ocağına karşı mücadele eden insanların mahkemede kaybetmelerinden dolayı beni paravan olarak kullanıp adamlarla uğraşma derdindeler. Protesto yürüyüşü yapsınlar, en önde ben giderim. İmza kampanyası açın ilk imzayı ben atacağım dedim ama illa senin yetkin var, sen kapatırsın diyorlar. Ben kimim? Koca vali kapatamamış, hâkimler kapatamamış da taş ocağına yetki verecek insan ben miyim?" diyerek ülkenin içerisindeki hali de kısmen anlatmış oldu.
Dünyanın başka bir ülkesinde bu tarihi eserler bulunsa üzerine titrenir ve korumaya alınır.
Bizde ise gözünü rant bürümüş kişiler milyonda bir olsa dahi zarar görme ihtimali bulunan bu alan için dinamit ile taş ocağı izni veriyor akıl alır gibi değil…
Sabah sabah canımı sıkan bir haber. Balık baştan kokmuş.
Murat AĞIREL'in yazısı;
"Ana Tanrıça Kibele heykelini duydunuz mu?
Mutlaka duymuşsunuzdur.
Hitit mitolojisinin en değerli parçalarından biri... Anadolu'nun üretken, çalışkan çok kültürlü yapısını anlatan harika birer örnektir bu heykel tasvirleri.
Hatta bilenler hep Kibele'nin ufak simgesel heykelciklerini görmüştür.
Bu sefer 200 kiloluk neredeyse bir gerçek insan boyutunda heykeli bulundu.
Ordu'nun Altınordu ilçesinde 6'ncı Mithridates dönemine ait 2 bin 300 yıllık Kurul Kalesi'nde, 2010 yılında başlatılan kazı çalışmalarında paha biçilemez eserler çıktı.

1 metre boyunda 2 bin 100 yıllık Ana Tanrıça Kybele(Kibele) heykeli ile bereket tanrıları Dionysos ve Pan heykeli ve hayvan biçimli dini kap olan Riton ve 2 bin parça burada bulundu.
Kazı çalışmaları da Ordu Müze Müdürlüğü öncülüğünde, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt'un da aralarında yer aldığı, 25'i arkeolog, 40 kişilik ekiple sürdürüldü. Kazı çalışmasında 1'inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kaledeki çalışmalarda ayrıca, yaklaşık 300 basamaklı merdiven ile milattan önceki dönemlere ait olduğu değerlendirilen pişmiş topraktan çatı kiremitleri ve duvar örgüsü seramik parçalarına da ulaşıldı.
Ana Tanrıça'nın tahtta otururken tasvir edildiği 1 metre 10 santim yüksekliğindeki heykel, Türkiye'nin dikildiği yerde bulunan ilk eseri.

Az sonra okuyacaklarınızın ardından "bu kadar da değil artık" diyeceksiniz.
Çünkü söz konusu kazı alanının yakınında kilolarca dinamit patlattılar.
Anlatayım…
Yukarıda Kurul Kalesi'nde yapılan kazılardan ve ortaya çıkarılan eşsiz eserlerden bahsettim. Hah tam o 1'inci derece arkeolojik ve doğal sit alanı olan kalenin üstünde kazılar sürerken, alt kısmında ise dinamitlerle taş ocağı için patlatma yapılıyor.
Yanlış duymadınız.
Kalenin 900 metre yanında dinamitlerle taş ocağı çalışması var. Patlamalar nedeniyle tarihi kaya mezarları ve mağaralar yok olmuş vaziyette.
Samsun Kültür Varlıkları Koruma Kurulu'nca "Söz konusu alanda andezit ocağı açılması uygun değildir" kararı ile Danıştay'ın "taş ocağı" iptal kararının uygulanarak tarihi alan için önlem alınması isteniyor.
Kazı Başkanı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Şenyurt da bir açıklama yaptı. Taş ocağına kendisinin izin vermediğini belirten Şenyurt, şunları söyledi:
"Taş ocağının olduğu yer hiçbir zaman arkeolojik sit alanı olmadı. Dolayısıyla Samsun Bölge Anıtlar Kurulu da taş ocağının patlatmalardan dolayı zarar vereceğini söyledi. Taş ocağının yapılmamasını istedi ama mahkemeyle karşı taraf zarar vermeyeceğini kanıtlayıp karar almışlar. Çalışmalara orada devam ediyorlar. Bu taş ocağı bize yaklaşık 900 metre mesafede. Şimdiye kadar patlatılan dinamitlerin zararını görmedik ama zararı var tabii. Dinamit patlatılınca orada yer titriyor. Orada çalışırken küçük bir deprem gibi bir sarsıntı oluyor. Orada taş ocağını kim ister ki? Tarihi alan içerisinde her ne kadar arkeolojik sit alanı olmasa da onun dibinde oradaki doğayı bozan, insanları endişe ettiren bir görüntüyü kim ister? Keşke mahkemeler buna izin vermemiş olsaydı."
Kendisinin taş ocağını kapatın deme yetkisinin olmadığını söyleyen Şenyurt, devamında "Bu taşocağına ben izin vermedim. Benim öyle bir yetkim yok. Benim öyle bir yetkim olsaydı, kaldırma yetkim de olurdu herhalde. Taş ocağına karşı mücadele eden insanların mahkemede kaybetmelerinden dolayı beni paravan olarak kullanıp adamlarla uğraşma derdindeler. Protesto yürüyüşü yapsınlar, en önde ben giderim. İmza kampanyası açın ilk imzayı ben atacağım dedim ama illa senin yetkin var, sen kapatırsın diyorlar. Ben kimim? Koca vali kapatamamış, hâkimler kapatamamış da taş ocağına yetki verecek insan ben miyim?" diyerek ülkenin içerisindeki hali de kısmen anlatmış oldu.
Dünyanın başka bir ülkesinde bu tarihi eserler bulunsa üzerine titrenir ve korumaya alınır.
Bizde ise gözünü rant bürümüş kişiler milyonda bir olsa dahi zarar görme ihtimali bulunan bu alan için dinamit ile taş ocağı izni veriyor akıl alır gibi değil…

herseyden dahada fazlasindan haberimiz var siyasi polemik olmasin diye yazmiyoz herseyi
uc dort senedir tadilat ayaana kapali bircok muze var kultur bakanligi personellerinin kalite mallari yiyolar yerine cakmalarini koyuyolar dedikodularida belgeli ispatlidir
3.4.5 sene suren tadilatlarda neyapiyolar saniyon tum kilise cami kale muze lerde O surelerde kopru baraj bile yapilir
 
Üst