Sümela Hazinesinin Arşivlerdeki Gerçekleri

Mal bulanındır

Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
539
Beğeni
1,661
Puanları
93
Yaş
42
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Vaayki vay vay defineci hobisever olsakta insanın yüreği sızlıyor.......
Sümela Manastırı’nın kayıp hazinesi hakkında bilgi veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Köse, 3 papazın Türkiye Cumhuriyeti'nin denetiminde manastıra geldiklerini ve üç kutsal eşyayı gömdükleri yerden çıkartarak Yunanistan’a geri götürdüğünü belirterek, “Kültür Bakanlığının elinde manastırdaki kayıp eşyalar ile alakalı bir envanter olup olmadığını bilmiyorum. Umarım ki vardır. O envantere göre müzelerde araştırma yapılıyordur. Papazlar ayrılırken ya da herhangi birimiz ayrılacak olsak geri döneceğimizi düşünerek eşyalarımızın bir kısmını bir yere saklarız. Bizim bildiğimiz resmi kayıtlara geçmiş olan parçalar arasında Aziz Lukas ikonası, Aziz Lukas tarafından boyandığına inanılan ikona, lörik kutsal haç parçası ve Aziz Kristopher tarafından parşömen üzerine yazıldığına inanılan, bu bilgileri kesin yüzde yüz bilemiyoruz İncil parçası. Papazlar Sümela Manastırı'ndan ayrılırken bu değerli kutsal eşyaları manastırın içine değil, bugün minibüslerle gidilen yolun sağında bir küçük kilise vardır Santa Barbara, Ayavarvara olarak bilinen, Sümela Manastırı'nın arazisi olarak bilinir bu bölge. Oradaki küçük kiliseye gömdüler. İsmet İnönü’nün Yunanistan ziyareti, 1931 yılı manastır henüz yangın geçirmemiş bu tarihte. Tütün kaçakçıları veya çobanlar tarafından bir konaklama yeri olarak kullanılmaktadır. Yunanistan, İsmet İnönü’den bu eşyaların alınması için ricada bulunuldu ve 3 papaz Türkiye Cumhuriyeti'nin denetiminde izinle geldiler, gömdükleri yerden üç kutsal eşyayı, lörik parçasını, parşömeni ve Aziz Lukas ikonasını alarak Yunanistan’a geri götürdüler. Bu Türkiye Cumhuriyeti izniyle gerçekleşti. Yani bu eşyaları Kültür Bakanlığı istese de geri alamaz. 1931’de dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından bu izin verilmişti” dedi.

Sümela Manastırı’nda 1937 yılında büyük bir yangının çıktığını ifade eden Köse, “Sümela Manastırı 1923 yılında 24 son keşişin ayrıldığı tarih. 1970’li yıllara kadar boş, herhangi bir koruma yok, herhangi eserlere ya da içerisindeki eşyalara bir sahip çıkma durumu mevcut değil. Üç çeşit eşya alınması gerçekleşti. Çünkü çok fazla insan yaşadığı için büyük bir köy gibi düşünün. O köyde yaşayan insanların büyük bakır kazanları vardır, altın eşyaları vardır. Manastırlar yerel halktan vergi aldıklarından dolayı zengindir. Sümela’nın Akçaabat’a kadar mülkü vardır. Nüfus değişimi olduğu için bölgeye yerleşen muhacirler ya da köylüler ihtiyaç duydukça demir parçalarını, küçük eşyaları manastırdan aldılar. Bu soygun değil, bu sadece ihtiyacın manastırdan giderilmesidir ve zarar da verilmemiştir. İkincisi tütün kaçakçılarının ve bölgeyi kullanan çobanların manastırda, kazaen çıkarıldığı söylenir, kazaen içeride küçük bir ateş bıraktılar. İçerisinde yığınla kestane ağacından yapılmış ahşap bir aksan var, 100-150 yıllık ağaçlardan bahsediyoruz. Yangın tarihi 1937 olarak işaret edilir. Bölgedeki yaşlılar da bunu teyit eder. Yaşlılarla konuştuğumda dediler ki 'O kadar büyük yangındı ki vadi bütün gece aydınlandı, bütün bina yandı.' İçerideki eşyalar yandı. Bu zamana kadar manastırdan bilinçli olarak Avrupalı müzelerin malzeme alıp almadığını resmi kayıtlarla da bilmiyoruz. Elimizde herhangi bir veri de yok. Dönemin yaşlıları bu şekilde bilgi vermediler. Verdikleri bilgi şu; 1950 yıllardan sonra Amerikalı askerlerin Türkiye’ye gelmesi, Soğuk Savaş'ın 1945’de başlaması, 1946’da Türkiye ile Amerikan ilişkilerinin sıkılaşması. 1952’de Türkiye’nin NATO üyesi olması. Sümela Manastırı'na giderseniz ana kaya kilisesinin dış duvarına bakın, orada Amerikalı askerlerin 1956-1960 yıllarında yazdıkları yazıları görürsünüz. Amerikalı askerlerin manastır hakkında bilgileri vardı. On binlerin bu güzergahtan geçtiklerini biliyorlardı. Ziyaretlerinde belki yangından sonra kalan eşyaları, ne kaldı bilmiyoruz, eşyaları alarak altı yüksek kamyonlarla, limandan da gemilerle Amerika’ya taşıdıklarını köylüler bize anlattı” şeklinde konuştu.

“Sümela Manastırı'ndan mutlaka izinsiz götürülen eşyalar vardır”
Sümela Manastırı’nın asıl eserlerinin Ankara’daki Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde olduğunu dile getiren Köse, “Ben Kültür Bakanlığının yerinde olsaydım şunu yapardım. Öncelikle Sümela Manastırı ya da bölgedeki tarihi eserler manastır, cami, kilise, han, hamam, kervansaray fark etmeksizin bu ortak miras. Bu mirastan şu anda herkes kazanç sağlıyor. Bu mirasın korunması için elimden geleni yapar, var olanın envanterini çıkarırdım. Sonra Sümela Manastırı'ndan izinsiz götürülen eşyalar varsa, ki mutlaka vardır, bildiklerimiz Oxford Asmolen Müzesi'nde var, İrlanda Ulusal Müzesi'nde var, Amerika’daki müzede var. Tamamını bilmiyorum. Bildiğim üç tanesi. İkonastasis bir tanesinde. Asma süslemeli kapı başka bir tanesinde. Asıl eserler Ankara’da Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde. El yazması kitaplar, İnciller büyük bir kısmı 60'a yakın kitap var Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde, orada duruyor. Kimse onları araştırmıyor, incelemiyor. Sonra bu envanter çıkartılarak, var olanlar incelendikten sonra, var olan korunduktan sonra dışarıdaki eserlerin elde edilmesi için girişimde bulunulabilir” ifadelerini kullandı.
 

Mal bulanındır

Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
539
Beğeni
1,661
Puanları
93
Yaş
42
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Devlet Arşivlerinde yer alan kayıtlara göre;

1925 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Şükrü Saraçoğlu Başbakanlık’a yazdığı yazı ile Sümela Manastırı’nda define ve kıymetli bazı eşyaların çıkarıldığına dair hükümete ihbarda bulunmuştur. Bunun üzerine çıkarılan bazı define ve kıymetli eşyaların Ankara’ya götürüldüğü belirtilmiştir.

Arşivde yer alan resmi yazışmalara göre define olarak söz edilen manastırda bulunan ve kayıt altına alınan eserler arasında,

Bir adet altın yaldızlı hızmayla kaplanmış bir taç

Bir sandık içinde gümüşle altın yaldızlı, üzerinde Rusça yazılı mine ve taşlarla süslenmiş tabak takımı

125 gram ağırlığında etrafı yeşil taşlarla süslü, etrafı işlemeli hac ve ayağı
350 gram ağırlığında altın yaldızlı gümüş ayaklı kupa
Sekiz adet üçer kilo ağırlığında yedi parça kupayla birlikte kaşık takımı

İki adet 250 kilogram ağırlığında kilise şeklinde kahve şeker kutuları

Bir kilo 600 gram ağırlığında gümüş sini

Bir kg ağırlığında yedi parça gümüş tepsi, çok sayıda el yazması kitap bulunmaktadır.

Bu define ve kıymetli eşyaların bugün nerede olduğuna dair net bir bilgi bulunmamaktadır.

Bu doğrultuda, TBMM Başkanlığına verdiğim önerge ile T.C. Kültür ve Turizm Bakanı’na Sümela Manastırı’ndan çıkarılan define ve kıymetli eşyaların akıbetini ve Sümela Manastırı’nda yürütülen restorasyon çalışmalarının ne zaman tamamlanacağını sordum."



 

vakko

η ζωή συνεχίζεται
Βασιλιάς
Katılım
10 Tem 2020
Mesajlar
831
Beğeni
2,198
Puanları
93
Bu kadar meşhur bir yerde hiç altından bahsedilmemesi ilginç. Buranın rahibinin hiç değilse bir çeyrek altını vardır mutlaka kıyıda köşede. Kimbilir arşivlenmeden önce kimleri zengin etti burası.
Çok kutsal bir alan bölgede hem manastır hem şapeller mevcut açılmış ve açılmamışlarda mevcuttur.Duvarlarındaki işlemeler cennet cehhennem ölüm ve yaşam temaları mevcuttur.Tabiki bu yapıların yapım onarım kara gün birikimleri mevcuttur.Kimse inkar edemez ama kimin cebine girer orası bizi aşar buradan bu kadar ustam.Sümeladaki tüm mahsenler,şapeller ve bölgenin planı türkiyede idam edilen hieromartyr olan yani şehit ambrosios isimli piskoposta.Şapeller kişiseldir onun için illaki değerli vardır.:)
O belgeler yunanlılarda mevcuttur.Belgeyi bulan parayı eliyle koymuş gibi bulur açık nettir.Uzun ve detaylı konu ustam.7-13 eylül kutsal haçın yükselmesi ve pazar günleri şehitleri için ortodokslar kutlama yapmaktadır.Günümüzde Trabzon'da canlı olarak bu kutlamaları görmek mümkündür.


sumela_15.jpgsumela_3.jpg
 
Üst