• ☪ Foruma Hoş Geldiniz ☪ Forumda Bilgi Alışverişinde Bulunabilmek ve Sitemizde Açılmış Olan Konuların İçeriklerini Görüntülemek İçin Kayıt Olmanız Gerekmektedir.

Hobiseverlerin Genel Kültürlüsü Makbuldür

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
2,177
Beğeni
8,348
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
hele cek bi firt.jpg
Sektorel bazda genel kulturlu olmak ekip arkadaslarinizada guven verir degerli hobiseverler........ilerleyen zamanda alttaki terimlerin herbirinin resimlerinide ekleriz gorsel hafizaya katkisi olur

RHYTON: Törenlerde içki sunmak ya da tanrılara sıvı kurban yapmak amacıyla kullanılan kaplar. (insan başı ya da hayvan biçimli olabilir)

İDOL: İlkel Kavimlerde tapınılan küçük heykeller

DİADEM: Önemli kişilerin taşıdıkları süslü ve görkemli taça verilen isim.

FİBULA: Özel iğne ya da broş

GÜNEŞ KURSU: Güneşi simgeleyen dairesel biçimin etrafına yerleştirilmiş öğelerden oluşur. Bazılarının üstünde ses çıkarması için sallanan parçalar, kimisinin üstüne barışı simgeleyen geyik imgesi, kimisinde ise üremeyi simgelemek üzere kuş, ağaç figürleri vardır.

POTERN: Kaleyi şehrin dışına toprak altındaki bir yolla bağlamak amacıyla yapılan gizli geçit


ORTHOSTAT: Binaların dış kesimlerinde duvarların alt bölümlerini süsleyen taş bloklar.

SFENKS: İnsan başlı, aslan vücutlu hayali yaratık. Genellikle kanatlı tasvir edilir.


RÖLYEF: (Kabartma) Çeşitli malzeme üzerine (taş, maden, ahşap gibi) yüzeyden taşkın tek veya çok kademeli olarak yapılan tasvirlere verilen addır.

GRİFON: Kartal başlı aslan gövdeli, kanatları ve pençeleri bulunan hayali yaratık.

GLYPTİK: Mühür Yazıcılığı

ROZET: Yuvarlak kabartma bezeme öğesidir. Genellikle merkezde bir yıldızın ya da çiçeğin çevresinde ışınsal olarak geometrik ve bitkisel motifler yer alır. (Gülbezek de denir.)

İNSİTÜ: Kelime anlamıyla “yerinde” demektir. Kazı veya sondaj sırasında özgün yerinde kullanıma uygun biçimde bulunan eser veya elemanlar için kullanılır.

TÜMÜLÜS: Bir mezar odasının üstüne taş, toprak yığılarak yapılan tepelere denir.



ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ

INTRAMURAL: Şehir içine, şehir içinde bir mezarlığa ya da ölen kişinin yaşadığı evin tabanına gömülmesine denir.

EXTRAMURAL: Şehir dışına gömülmeye denir.

ERKEN DÖNEMDE ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ
Doğrudan Toprağa Gömme
Küp Mezara Gömme
Lahit biçiminde kapalı mezara gömme
Tholos denilen yuvarlak biçim yansıtan mezar odasına gömme

ÖLÜ GÖMME TÜRÜ
Dorsal: Sıt üstü yatırılma biçiminde gömme
Hoker: Dizlerin karına çekilmesi ile oluşturulan gömme

Lahit: İçine ölünün yerleştirildiği özel sanduka

Plan: iki boyutlu ölçekli çizime denir.

Kroki: Ölçeksiz iki boyutlu çizime denir.

MEGARON: Eski Yunan kökenli bir ev tipi. Anadolu’da ilk kez Eski Tunç Çağı’nda İ.Ö. 3000’de, Truva, Behice Sultan’da görülmüştür. 6. yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’da ev ve daha çok tapınak olarak kullanılmıştır

TAPINAK: Özellikle dini ya da kült niteliği taşıyan kutsal yapı. Yunan ve Roma tapınakları “megaron”dan doğmuştur.

Pronaos: Antik Tapınakta giriş bölümü

Cella: Tapınağın içinde tanrı heykelinin bulunduğu kutsal oda

Opisthdomos: Megaronun arka mekanına denir. Antik Yunan tapınağında hazine odası işlevi görür.

Ante Duvarları: Cella duvarının giriş cephesinin iki yanından ileri doğru uzanan bölümleridir

Krepis, Stereobad: Tapınaklardaki basamaklı alt yapı.

Stylobate : Tapınakta sütunun oturduğu stereobadın son basamağı

SÜTUN: Taşıyıcı Eleman. Üç öğeye dikkat edilir:
*Kaide
*Gövde
*Başlık
Sütunlar başlık ve gövde düzenlemelerine göre üçe ayrılır:
*Dor
*İyon
*Korint

Ekinus: Sütun bileziği üzerinde yer alan yastık biçiminde silme

Abakus: Başlığın üzerinde yer alan kare ya da dikdörtgen başlık tablası

Arşitrav: Abaküs üzerinde yer alan yatay kiriş. Bağlayıcı yatay düzen.

Friz: Arşitravın üzerindeki süslü şerid.

Triglif (Üçüzyiv): Friz üzerinde aralıklı olarak sıralanan üç düşey yivden meydana gelen bezeme

Metop: Frizin üçüzyivleri arasında yer alan dörtgen pano

Geison: Frizin üzerinde yer alan yatay silme

Entasis: Sütun Karnı

Antefix: Tapınak çatısındaki kiremitlerin en alt sırasındaki kiremitlerin ucunda yer alan pişmiş topraktan bezeme

Akroter: Alınlığın tepesinde yer alan bitkisel süslemeye denir

Karyatid: Kadın heykeli şeklinde sütunlar.

Altar (Sunak Masası): Çok tanrılı dinlerde tapınağın içinde ya da yakınında bulunan ve tanrılara sunulan kurbanların kesimi için yapılmış masa.

Peristyle: Bir tapınağı çevreleyen sütun dizisi.

Temenos: Bir tapınağı ya da kutsal alanı çeviren duvara denir.

Akropolis: Yüksek tepe üzerine kurulan kale anlamına gelir. Bu kale içerisinde tapınak, kralın sarayı yer alır

Bouleuterion: Şehir meclisinin toplandığı yer

Agora: Dükkanlar ile çevrili Pazar yeri

Stoa (Revak): En az bir yönden duvarlar ile sınırlanmış, sütunlar ile desteklenen bölüme verilen isim.

Propylaion: Anıtsal girişlere denir.

Palaestra: Güreş Alanı

Gymnasium: Antik Yunan ve Roma’da içinde spor yapılan yer.

Stadion: 183 metrelik bir uzunluk birimi. Aynı zamanda bu uzunlukta yapılan koşu için düzenlenmiş yer.

Sphendone: Hellenistik çağda stadiona eklenen yarım daire biçimli yere verilen isim.

Nympheum: Yunan mitolojisindeki su, orman ve dağ perilerine adanmış heykeller ile süsülü çeşme

Kameo: İki farklı renkte cam ile yapılan süsleme tekniği

URNE: İçine ölü küllerinin konulduğu vazolar
Ölümden sonraki sakin yaşamın simgesidir.

Roma tapınakları, genellikle dikdörtgen planlı olup bir platform üzerinde yükselir. Kiremitli çatıları iki uçta üçgen alınlık ile son bulur

PANTHEON: “Tüm Tanrılar” anlamında yunanca bir kelimedir.
Roma’da inşa edilen Pantheon tuğla damgalarına dayanarak İmp. Hadrianus (İ.S. 118-128) Dönemine tarihlenir.

STUKO: Alçı ya da sıva ile bir duvar üzerinde mermer izlenimi verecek biçimde oluşturulan her türlü bezeli yüzeye verilen addır.

Bazilika: Yunanca “krala ait” ya da “kraliyet” anlamına gelir. Şehir ve kasabaların adli ve idari işleri için yapılmış binalar. Tacirler için bir nevi alış veriş merkezi olarak da işlev görür.

Yunan ve Roma Tiyatrosu

Proskenion: Sahne

Skenefrons: Ön Sahne

Paraskenion: Yan Sahne

Colesseum: Gladyatör ve vahşi hayvan gösterilerinin yapıldığı yer



Zibuli: Duvarların içine döşenmiş olan borularla ısıtma sistemi.

İNSULA: Antik Roma’da apartman türü konutlara verilen isim

LATRİNA: Genel Tuvalet

Hipodrom: At yarışları yapılan alan

Katizma: Hippodromdaki imparator locası

Spina: Ortada, çevresinde yarışan arabaların döndüğü alana denir

ODEON: Antik dönemde içinde konserler verilen şiirler okunan basamaklı salon

Aquaduct: Su Kemeri

Zafer Sütunu: Bir kahraman ya da yöneticinin anısına dikilen büyük boyutlu sütun.

Girland: Yaprak ve meyvelerden oluşan çelenk biçiminde bezeme.

Fresko: Duvar sıvası yaşken üzerine resim yapılması tekniği

Mozaik: Dört köşe kesilen küçük mermer ya da renkli cam küplerinin, bir düzlem üzerinde birbirlerine bitişik olarak yerleştirilmesiyle oluşturulan bezeli yüzey.

Tessera: Eş boyutlu küçük küp şeklinde mozaiği oluşturan parçaların her birine verilen isim.

Opus Tesselatum: Tesseraların yan yana yerleştirilmesi ise oluşturulmuş duvar ya da döşeme mozaiği.

Opus Sectile: Çeşitli biçimlerde kesilmiş renkli mermer parçalarının yan yana dizilişi ile yapılan bir mozaik türü.

Tempera: Toz boyayı tutkallı suyla yumurta akı ya da sarısı ile karıştırarak elde edilerek boya türü ve bu boya kullanılarak yapılan resim.

İSODOMOS: Eş yükseklikte taş sıralarından oluşan harçsız Hellenistik duvar örgüsü.

PSEUDO İSODOMOS: İnce ve kalın taş dizilerinin almaşık olarak kullanılmasıyla oluşturulmuş harçsız Hellenistik duvar örgüsü.

POLİGONAL: Çok kenarlı taşlar ile oluşturulmuş duvar örgüsü.

KİKLOPİK, Devasal boyutta taş bloklarının harçsız olarak üst üste konmasıyla oluşturulmuş duvar

OPUS LATERİCİUM: Antik Roma mimarlığında düz tuğla duvar örgüsü.

OPUS LİSTATUM: Yatay kesme taş ve tuğla dizileriyle yapılmış bir tür duvar örgüsü (Almaşık duvar)

OPUS QUADRATUM: Dikdörtgen prizma biçiminde düzgün yontulmuş taşlarla yapılan Antik Dönem duvar örgüsü

RUSTİK: Taş bloklar düzgün ve ince yontu işlendiği halde, işlenmemişlik izlenimi verilerek oluşturulmuş duvar örgüsü.

BİPEDALES: Büyük kare biçimli yassı Roma tuğlası

Pilastr: Bir bölümü duvara gömülmüş taşıyıcı ayak, gömme ayak. Genellikle çıkıntı, görünen yüzün genişliğinin 1/3’ünü geçmez.

Kaset Tavan: Yapılarda katları ayıran ve üzerinde yürünen döşemenin alt yüzüne denir.

İKONOKLAZMA: 726 yılından 842 yılına kadar süren, her türlü resimlere (tasvir) karşı olan akım.

LİTÜRJİ, Bir dinin törenlerine ilişkin kuralların tümüdür. Örneğin camide “mihrap, minber”, kilisede “apsid” gibi gereksinimlerden kaynaklanır. Litürjiye ilişkin olguya da “litürjik” denir.

ŞAPEL: Küçük Kilise yapılarına denir. Bazı kiliselerde bir azize adanmış tapınma yeri de olabilir.

Katakomp: Roma’da ilk Hıristiyanların içinde toplanıp tapındıkları yer altı mezarlarının genel adı.

PARAKLESİON: Yan mekan, kiliselerde dua ya da mezar mekanı.

MARTİRİUM: Şehit edilen azizlerin mezar yapılarına denir.

MAUSOLEUM: Anıtsal mezar yapılarına denir.

HİPOJE: Yer altı mezar odasına denir.

BABTİSTERİUM (Vaftizhane): Hıristiyanların içinde vaftiz töreni yaptığı çokgen ya da dairesel planlı yapı.

SKEUPHYLAKİON (Hazine Dairesi): Büyük kiliselerin yanında yapılan, kiliselerin önemli eşyalarının saklandığı yapı.

SARNIÇ: Yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu

AYAZMA: Hıristiyanlar tarafından kutsal sayılan su kaynağı ve onun üzerine yapılan küçük yapıdır.

ATRİUM: Kilisenin batısında bulunan avluya denir. Atriumlar genellikle sütunlarla oluşturulan revaklar ile kuşatılır.

NARTEKS (Giriş mekanı), Kilisenin batısında yer alan ve naosa açılan giriş mekanı. İç ve dış narteks olarak ikiye ayrılır.
Dış narteks: Eksonarteks
İç narteks: Endonarteks

NAOS: Erken dönemde yunan tapınağında heykellerin bulunduğu kutsal mekan. Kiliselerde naos halkın ibadet ettiği mekandır. (Camilerde Harim)

NEF, Kiliselerde sütun ya da paye gibi destek dizileriyle ayrılmış bölümlere denir. Yapının büyüklüğüne göre nef sayıları 1-3-5 olabilmektedir. Apsis eksenindeki nefe “orta nef”, her iki yandakilere ise, “yan nef” denir. (Camide Sahın)

APSİS, Kilisenin doğusunda bulunan ve ibadetin yönünü gösteren bölüm. (Camide mihrap)

BEMA, Kilisenin doğusunda, apsisin batısında (ÖNÜNDE) bulunan kutsal bölüm. Halktan kişiler bemaya giremez.

SYNTHRONON, Apsis yarım yuvarlığı içinde kademeli basamaklarla oluşturulan din görevlilerinin oturmaları için ayrılmış bölüme denir.

KADETRA, Apsis yarım yuvarlığı içindeki synthranon’da bulunan baş piskoposun oturduğu büyük yüksek görkemli koltuğa denir.

PASTOFORİUM, Apsisin kuzey ve güneyindeki kapalı mekanlara denir. Bu odalar kiliselerde yapılacak dini törene hazırlık yeridir. Aynı zamanda din görevlilerinin eşyalarını koydukları bölümdür.
Prothesis: Kuzeydeki Oda
Diokonikon: Güneydeki Oda

KİBORİUM, Altar’ın önemini vurgulamak için onun üzerini kaplayacak biçimde tasarlanmış dört sütuna atılan kemerler ile oluşturulmuş bölüm.

TEMPLON-İKONOSTASİS, Erken Hıristiyanlık döneminde kiliselerde kutsal mekan olan “bema” ile halka açık ibadet mekan olan “naos”u ayıran bölüme denir. 18. Yüzyıldan itibaren bu mekan yükselerek ikonların asıldığı bir bölüme dönüşür ve “ikonostatsi” adını alır.

AMBON, Vaazın verildiği ve birkaç basamak ile çıkılan bölüm (Vaaz Kürsüsü).

SOLEA, Bema ile Ambon arasındaki koridor yol.

GALERİ, Kiliselerde yan nefin üzerinde bulunan ikinci kata denir.

KRİPTA, Kiliselerin alt katında yer alan mezar odalarına denir.

Manastır: Hıristiyan din adamlarının yerleşim merkezlerinden uzakta inşa ettirdikleri kiliseler etrafında odaklanan çeşitli yapılar içeren yapı topluluklarına denir.

Typikon: Manastır Kuruluş Belgesi

Katholikon: Manastırdaki Ana Kiliseye denir.

Trapeza: Manastır Yemekhanelerine denir.

MEZMURLAR VE MESELLER: Tevrattaki dini şarkı ve atasözlerini içeren el yazmalarıdır.

LEKTİONAR: İncil’den alınmış bir konunun kısaca anlatımını veren yazmalardır.

PERİKOP: Dini törenler için hazırlanmış el yazmalarıdır.

MENELOGYA: Ortodoks kilisesinde her azize adanmış bir gün vardır. Menelogya da Azizler Takvimidir.

HOMİLYE: Kiliselerde verilen vaazları bir araya toplayan yazmadır

Pyxid: kare, dikdörtgen ya da yuvarlak kutular

Roliker: Önemli dini kişilerin kemiklerinin muhafaza edildiği kutular.

Staurotek: Kutsal haç parçalarının saklandığı kutular



Saygılar Sevgiler Bol nasipler Dileriz
hele cek bi firt.jpg
 

paflagonyalı74

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Eyl 2020
Mesajlar
232
Beğeni
824
Puanları
93
Konum
...Şikayet ETME dua ET...
Ekli dosyayı görüntüle 3707
Sektorel bazda genel kulturlu olmak ekip arkadaslarinizada guven verir degerli hobiseverler........ilerleyen zamanda alttaki terimlerin herbirinin resimlerinide ekleriz gorsel hafizaya katkisi olur

RHYTON: Törenlerde içki sunmak ya da tanrılara sıvı kurban yapmak amacıyla kullanılan kaplar. (insan başı ya da hayvan biçimli olabilir)

İDOL: İlkel Kavimlerde tapınılan küçük heykeller

DİADEM: Önemli kişilerin taşıdıkları süslü ve görkemli taça verilen isim.

FİBULA: Özel iğne ya da broş

GÜNEŞ KURSU: Güneşi simgeleyen dairesel biçimin etrafına yerleştirilmiş öğelerden oluşur. Bazılarının üstünde ses çıkarması için sallanan parçalar, kimisinin üstüne barışı simgeleyen geyik imgesi, kimisinde ise üremeyi simgelemek üzere kuş, ağaç figürleri vardır.

POTERN: Kaleyi şehrin dışına toprak altındaki bir yolla bağlamak amacıyla yapılan gizli geçit


ORTHOSTAT: Binaların dış kesimlerinde duvarların alt bölümlerini süsleyen taş bloklar.

SFENKS: İnsan başlı, aslan vücutlu hayali yaratık. Genellikle kanatlı tasvir edilir.


RÖLYEF: (Kabartma) Çeşitli malzeme üzerine (taş, maden, ahşap gibi) yüzeyden taşkın tek veya çok kademeli olarak yapılan tasvirlere verilen addır.

GRİFON: Kartal başlı aslan gövdeli, kanatları ve pençeleri bulunan hayali yaratık.

GLYPTİK: Mühür Yazıcılığı

ROZET: Yuvarlak kabartma bezeme öğesidir. Genellikle merkezde bir yıldızın ya da çiçeğin çevresinde ışınsal olarak geometrik ve bitkisel motifler yer alır. (Gülbezek de denir.)

İNSİTÜ: Kelime anlamıyla “yerinde” demektir. Kazı veya sondaj sırasında özgün yerinde kullanıma uygun biçimde bulunan eser veya elemanlar için kullanılır.

TÜMÜLÜS: Bir mezar odasının üstüne taş, toprak yığılarak yapılan tepelere denir.



ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ

INTRAMURAL: Şehir içine, şehir içinde bir mezarlığa ya da ölen kişinin yaşadığı evin tabanına gömülmesine denir.

EXTRAMURAL: Şehir dışına gömülmeye denir.

ERKEN DÖNEMDE ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ
Doğrudan Toprağa Gömme
Küp Mezara Gömme
Lahit biçiminde kapalı mezara gömme
Tholos denilen yuvarlak biçim yansıtan mezar odasına gömme

ÖLÜ GÖMME TÜRÜ
Dorsal: Sıt üstü yatırılma biçiminde gömme
Hoker: Dizlerin karına çekilmesi ile oluşturulan gömme

Lahit: İçine ölünün yerleştirildiği özel sanduka

Plan: iki boyutlu ölçekli çizime denir.

Kroki: Ölçeksiz iki boyutlu çizime denir.

MEGARON: Eski Yunan kökenli bir ev tipi. Anadolu’da ilk kez Eski Tunç Çağı’nda İ.Ö. 3000’de, Truva, Behice Sultan’da görülmüştür. 6. yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’da ev ve daha çok tapınak olarak kullanılmıştır

TAPINAK: Özellikle dini ya da kült niteliği taşıyan kutsal yapı. Yunan ve Roma tapınakları “megaron”dan doğmuştur.

Pronaos: Antik Tapınakta giriş bölümü

Cella: Tapınağın içinde tanrı heykelinin bulunduğu kutsal oda

Opisthdomos: Megaronun arka mekanına denir. Antik Yunan tapınağında hazine odası işlevi görür.

Ante Duvarları: Cella duvarının giriş cephesinin iki yanından ileri doğru uzanan bölümleridir

Krepis, Stereobad: Tapınaklardaki basamaklı alt yapı.

Stylobate : Tapınakta sütunun oturduğu stereobadın son basamağı

SÜTUN: Taşıyıcı Eleman. Üç öğeye dikkat edilir:
*Kaide
*Gövde
*Başlık
Sütunlar başlık ve gövde düzenlemelerine göre üçe ayrılır:
*Dor
*İyon
*Korint

Ekinus: Sütun bileziği üzerinde yer alan yastık biçiminde silme

Abakus: Başlığın üzerinde yer alan kare ya da dikdörtgen başlık tablası

Arşitrav: Abaküs üzerinde yer alan yatay kiriş. Bağlayıcı yatay düzen.

Friz: Arşitravın üzerindeki süslü şerid.

Triglif (Üçüzyiv): Friz üzerinde aralıklı olarak sıralanan üç düşey yivden meydana gelen bezeme

Metop: Frizin üçüzyivleri arasında yer alan dörtgen pano

Geison: Frizin üzerinde yer alan yatay silme

Entasis: Sütun Karnı

Antefix: Tapınak çatısındaki kiremitlerin en alt sırasındaki kiremitlerin ucunda yer alan pişmiş topraktan bezeme

Akroter: Alınlığın tepesinde yer alan bitkisel süslemeye denir

Karyatid: Kadın heykeli şeklinde sütunlar.

Altar (Sunak Masası): Çok tanrılı dinlerde tapınağın içinde ya da yakınında bulunan ve tanrılara sunulan kurbanların kesimi için yapılmış masa.

Peristyle: Bir tapınağı çevreleyen sütun dizisi.

Temenos: Bir tapınağı ya da kutsal alanı çeviren duvara denir.

Akropolis: Yüksek tepe üzerine kurulan kale anlamına gelir. Bu kale içerisinde tapınak, kralın sarayı yer alır

Bouleuterion: Şehir meclisinin toplandığı yer

Agora: Dükkanlar ile çevrili Pazar yeri

Stoa (Revak): En az bir yönden duvarlar ile sınırlanmış, sütunlar ile desteklenen bölüme verilen isim.

Propylaion: Anıtsal girişlere denir.

Palaestra: Güreş Alanı

Gymnasium: Antik Yunan ve Roma’da içinde spor yapılan yer.

Stadion: 183 metrelik bir uzunluk birimi. Aynı zamanda bu uzunlukta yapılan koşu için düzenlenmiş yer.

Sphendone: Hellenistik çağda stadiona eklenen yarım daire biçimli yere verilen isim.

Nympheum: Yunan mitolojisindeki su, orman ve dağ perilerine adanmış heykeller ile süsülü çeşme

Kameo: İki farklı renkte cam ile yapılan süsleme tekniği

URNE: İçine ölü küllerinin konulduğu vazolar
Ölümden sonraki sakin yaşamın simgesidir.

Roma tapınakları, genellikle dikdörtgen planlı olup bir platform üzerinde yükselir. Kiremitli çatıları iki uçta üçgen alınlık ile son bulur

PANTHEON: “Tüm Tanrılar” anlamında yunanca bir kelimedir.
Roma’da inşa edilen Pantheon tuğla damgalarına dayanarak İmp. Hadrianus (İ.S. 118-128) Dönemine tarihlenir.

STUKO: Alçı ya da sıva ile bir duvar üzerinde mermer izlenimi verecek biçimde oluşturulan her türlü bezeli yüzeye verilen addır.

Bazilika: Yunanca “krala ait” ya da “kraliyet” anlamına gelir. Şehir ve kasabaların adli ve idari işleri için yapılmış binalar. Tacirler için bir nevi alış veriş merkezi olarak da işlev görür.

Yunan ve Roma Tiyatrosu

Proskenion: Sahne

Skenefrons: Ön Sahne

Paraskenion: Yan Sahne

Colesseum: Gladyatör ve vahşi hayvan gösterilerinin yapıldığı yer



Zibuli: Duvarların içine döşenmiş olan borularla ısıtma sistemi.

İNSULA: Antik Roma’da apartman türü konutlara verilen isim

LATRİNA: Genel Tuvalet

Hipodrom: At yarışları yapılan alan

Katizma: Hippodromdaki imparator locası

Spina: Ortada, çevresinde yarışan arabaların döndüğü alana denir

ODEON: Antik dönemde içinde konserler verilen şiirler okunan basamaklı salon

Aquaduct: Su Kemeri

Zafer Sütunu: Bir kahraman ya da yöneticinin anısına dikilen büyük boyutlu sütun.

Girland: Yaprak ve meyvelerden oluşan çelenk biçiminde bezeme.

Fresko: Duvar sıvası yaşken üzerine resim yapılması tekniği

Mozaik: Dört köşe kesilen küçük mermer ya da renkli cam küplerinin, bir düzlem üzerinde birbirlerine bitişik olarak yerleştirilmesiyle oluşturulan bezeli yüzey.

Tessera: Eş boyutlu küçük küp şeklinde mozaiği oluşturan parçaların her birine verilen isim.

Opus Tesselatum: Tesseraların yan yana yerleştirilmesi ise oluşturulmuş duvar ya da döşeme mozaiği.

Opus Sectile: Çeşitli biçimlerde kesilmiş renkli mermer parçalarının yan yana dizilişi ile yapılan bir mozaik türü.

Tempera: Toz boyayı tutkallı suyla yumurta akı ya da sarısı ile karıştırarak elde edilerek boya türü ve bu boya kullanılarak yapılan resim.

İSODOMOS: Eş yükseklikte taş sıralarından oluşan harçsız Hellenistik duvar örgüsü.

PSEUDO İSODOMOS: İnce ve kalın taş dizilerinin almaşık olarak kullanılmasıyla oluşturulmuş harçsız Hellenistik duvar örgüsü.

POLİGONAL: Çok kenarlı taşlar ile oluşturulmuş duvar örgüsü.

KİKLOPİK, Devasal boyutta taş bloklarının harçsız olarak üst üste konmasıyla oluşturulmuş duvar

OPUS LATERİCİUM: Antik Roma mimarlığında düz tuğla duvar örgüsü.

OPUS LİSTATUM: Yatay kesme taş ve tuğla dizileriyle yapılmış bir tür duvar örgüsü (Almaşık duvar)

OPUS QUADRATUM: Dikdörtgen prizma biçiminde düzgün yontulmuş taşlarla yapılan Antik Dönem duvar örgüsü

RUSTİK: Taş bloklar düzgün ve ince yontu işlendiği halde, işlenmemişlik izlenimi verilerek oluşturulmuş duvar örgüsü.

BİPEDALES: Büyük kare biçimli yassı Roma tuğlası

Pilastr: Bir bölümü duvara gömülmüş taşıyıcı ayak, gömme ayak. Genellikle çıkıntı, görünen yüzün genişliğinin 1/3’ünü geçmez.

Kaset Tavan: Yapılarda katları ayıran ve üzerinde yürünen döşemenin alt yüzüne denir.

İKONOKLAZMA: 726 yılından 842 yılına kadar süren, her türlü resimlere (tasvir) karşı olan akım.

LİTÜRJİ, Bir dinin törenlerine ilişkin kuralların tümüdür. Örneğin camide “mihrap, minber”, kilisede “apsid” gibi gereksinimlerden kaynaklanır. Litürjiye ilişkin olguya da “litürjik” denir.

ŞAPEL: Küçük Kilise yapılarına denir. Bazı kiliselerde bir azize adanmış tapınma yeri de olabilir.

Katakomp: Roma’da ilk Hıristiyanların içinde toplanıp tapındıkları yer altı mezarlarının genel adı.

PARAKLESİON: Yan mekan, kiliselerde dua ya da mezar mekanı.

MARTİRİUM: Şehit edilen azizlerin mezar yapılarına denir.

MAUSOLEUM: Anıtsal mezar yapılarına denir.

HİPOJE: Yer altı mezar odasına denir.

BABTİSTERİUM (Vaftizhane): Hıristiyanların içinde vaftiz töreni yaptığı çokgen ya da dairesel planlı yapı.

SKEUPHYLAKİON (Hazine Dairesi): Büyük kiliselerin yanında yapılan, kiliselerin önemli eşyalarının saklandığı yapı.

SARNIÇ: Yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu

AYAZMA: Hıristiyanlar tarafından kutsal sayılan su kaynağı ve onun üzerine yapılan küçük yapıdır.

ATRİUM: Kilisenin batısında bulunan avluya denir. Atriumlar genellikle sütunlarla oluşturulan revaklar ile kuşatılır.

NARTEKS (Giriş mekanı), Kilisenin batısında yer alan ve naosa açılan giriş mekanı. İç ve dış narteks olarak ikiye ayrılır.
Dış narteks: Eksonarteks
İç narteks: Endonarteks

NAOS: Erken dönemde yunan tapınağında heykellerin bulunduğu kutsal mekan. Kiliselerde naos halkın ibadet ettiği mekandır. (Camilerde Harim)

NEF, Kiliselerde sütun ya da paye gibi destek dizileriyle ayrılmış bölümlere denir. Yapının büyüklüğüne göre nef sayıları 1-3-5 olabilmektedir. Apsis eksenindeki nefe “orta nef”, her iki yandakilere ise, “yan nef” denir. (Camide Sahın)

APSİS, Kilisenin doğusunda bulunan ve ibadetin yönünü gösteren bölüm. (Camide mihrap)

BEMA, Kilisenin doğusunda, apsisin batısında (ÖNÜNDE) bulunan kutsal bölüm. Halktan kişiler bemaya giremez.

SYNTHRONON, Apsis yarım yuvarlığı içinde kademeli basamaklarla oluşturulan din görevlilerinin oturmaları için ayrılmış bölüme denir.

KADETRA, Apsis yarım yuvarlığı içindeki synthranon’da bulunan baş piskoposun oturduğu büyük yüksek görkemli koltuğa denir.

PASTOFORİUM, Apsisin kuzey ve güneyindeki kapalı mekanlara denir. Bu odalar kiliselerde yapılacak dini törene hazırlık yeridir. Aynı zamanda din görevlilerinin eşyalarını koydukları bölümdür.
Prothesis: Kuzeydeki Oda
Diokonikon: Güneydeki Oda

KİBORİUM, Altar’ın önemini vurgulamak için onun üzerini kaplayacak biçimde tasarlanmış dört sütuna atılan kemerler ile oluşturulmuş bölüm.

TEMPLON-İKONOSTASİS, Erken Hıristiyanlık döneminde kiliselerde kutsal mekan olan “bema” ile halka açık ibadet mekan olan “naos”u ayıran bölüme denir. 18. Yüzyıldan itibaren bu mekan yükselerek ikonların asıldığı bir bölüme dönüşür ve “ikonostatsi” adını alır.

AMBON, Vaazın verildiği ve birkaç basamak ile çıkılan bölüm (Vaaz Kürsüsü).

SOLEA, Bema ile Ambon arasındaki koridor yol.

GALERİ, Kiliselerde yan nefin üzerinde bulunan ikinci kata denir.

KRİPTA, Kiliselerin alt katında yer alan mezar odalarına denir.

Manastır: Hıristiyan din adamlarının yerleşim merkezlerinden uzakta inşa ettirdikleri kiliseler etrafında odaklanan çeşitli yapılar içeren yapı topluluklarına denir.

Typikon: Manastır Kuruluş Belgesi

Katholikon: Manastırdaki Ana Kiliseye denir.

Trapeza: Manastır Yemekhanelerine denir.

MEZMURLAR VE MESELLER: Tevrattaki dini şarkı ve atasözlerini içeren el yazmalarıdır.

LEKTİONAR: İncil’den alınmış bir konunun kısaca anlatımını veren yazmalardır.

PERİKOP: Dini törenler için hazırlanmış el yazmalarıdır.

MENELOGYA: Ortodoks kilisesinde her azize adanmış bir gün vardır. Menelogya da Azizler Takvimidir.

HOMİLYE: Kiliselerde verilen vaazları bir araya toplayan yazmadır

Pyxid: kare, dikdörtgen ya da yuvarlak kutular

Roliker: Önemli dini kişilerin kemiklerinin muhafaza edildiği kutular.

Staurotek: Kutsal haç parçalarının saklandığı kutular


Ayrıca Bkz...
https://definevadisi.com/konu/antik-yapilar-rehberi.791/

Saygılar Sevgiler Bol nasipler Dileriz
Ekli dosyayı görüntüle 3708
Teşekkürler usta...
 

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
2,177
Beğeni
8,348
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Tum antik Kitâbeler (epigrafik kaynaklar), verdikleri kesin ve sıhhatli bilgiler sayesinde tarih araştırmalarında mutlaka kullanılması gereken önemli kaynaklardandır. Butun ve okunabilen tarzdaki hasarsiz tum yazit ve kitabeler cok degerlidir
kiymetli tum maden ziynet altindan degerlidir sebebini biraz kafa yorup kendiniz bulursunuz
görüp tespit ettiginiz tüm kitabe ve yazitlari Eski Yazıtlar adresimizden destek alarak anlamlandirabilir tarihsel kiymetini ve orjinalligini sorgulayabilirsiniz.

resimli konu acarak burdanda destek alabilirsiniz



Göktürk Yazıtları
.


Doloogoidoi Yazıtı (Uygur Dönemi)

İslam dinine ait ilk abidevi ve gösterişli yapılar Emevi devrinde inşa edilmiştir. İslam mimarisinde, büyük ölçülerdeki yazının ilk defa Velid bin Abdülmelik (H. 65- M. 685) zamanında Sa’d isimli bir sanatkar tarafında yazıldığı bilinmektedir.


Mezar Taşı (Emevi Dönemi)

Özellikle ticaret yapıları ve kalelerde gerek inşa kitabesi gerekse de onarım kitabesi sıklıkla karşımıza çıkar. Konya, Aksaray ve civar bölgelerdeki kervansaraylar, Alanya, Antalya gibi bölgelerdi kale ve surlarda dönemin hükümdarlarına ait birçok kitabe bulunmaktadır. Bu dönemde köşeli, tezyinî ve örgülü cinsleriyle kûfî yazı, yavaş yavaş yerini celî sülüs yazıya bırakırken az da olsa varlığını sürdürmeye devam etmiştir.


Sivas Divriği Ulu Cami Minber Kitabesi

.


Topkapı Sarayı Bab-ı Hümayun Kapısı Fatih Sultan Mehmet'e Ait Kitabe
.
Kitabe, binaların iç ve dış duvarlarında mermer, taş, ahşap, çini, maden gibi maddeler üzerine oymak veya kabartmak suretiyle işlenmiş yazıya verilen isimdir. Binanın yanı sıra çeşme, köprü, nişan taşı veya menzil taşı, mezar taşı gibi eserler de akla gelmelidir. Genellikle dinî, sivil ve askerî binaların belli yerlerine özenle işlenen kitabeler, içerdiği bilgilerle çok önemli bir mimarî eleman olmanın yanı sıra dekoratif de bir unsurdur. .

Yapının hangi tarihte yapıldığını gösteren kısımdır. Bilgi kısmının altında uzanan bu bölüm, bizlere yapının Hicri tarihe göre inşa tarihini gösterir. Eğer kitabede bu bölüm yoksa veya bir şekilde okunamıyorsa, yapının genel mimari anlayışı üzerinden çözümlemeler yapılarak dönemi açılanabilir.


Karaman Hatuniye Medresesi Kitabesi

.


Ermenek Ulu Cami Giriş Kapısı Üzerindeki Kitabe

Günümüze ulaşan en eski metinlerden Orhun Abideleri ile başlayan tarih yazıcılığı günümüze değin devam ederek gelişip yazı ve stil bakımında gelişerek çeşitli mimari eserlerde karşımıza çıkmaktadır. Kitabeler, bir yapının kimlik bilgilerini taşımaktadır. Bir kitabeden yapı hakkındaki hemen hemen tüm bilgileri öğrenebiliriz
gel hele yegenim.png
 

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
2,177
Beğeni
8,348
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
ONLAR KAZAR BİZ BAKARIZ

Belki de daha o zaman okyanuslar birbirinden ayrılmamıştı.

Mısır kurulmamıştı.

Firavunlar doğmamıştı.

Piramitler yoktu.

Ve tarih kitaplarında en eski uygarlık diye bilinen İnkalar ve lamaları da yoktu.

Avrupa yerinde değildi. Amerika doğmamıştı. Kölelik başlamamıştı. Afrika işgal edilmemişti.

Meteorlar yağmamıştı. Dinozor çağı bitmemişti.

Çoktanrılı dinler ilan edilmemişti.

Musa daha Kızıldeniz’i bölmemişti.

İsa çarmıha gerilmemişti.

Kuran’ı Kerim inmemişti.

Ve tekerlek henüz icat edilmemişti.

Yani bizler;

Birer insanoğlu olarak;

Takvimsiz ve saatsiz;

Zamanın olmadığı bir yerde;

Mevsimlere bile adını vermemiştik.

Dil, gırtlağımızdaki sese henüz dönüşüyordu.

Harf yoktu. Sayı başlamamıştı. Yalnızca şekil vardı.

Yani insanlığın bilinen inanç tarihinin en dibindeydik;

Ve onlar;

İşte öyle bir zamansızlıkta;

Yani, tekerleğin olmadığı bir çağda;

15 tonluk kayaları yüzlerce metre taşıyıp (T) halinde dikiyorlardı.

Ve o kayalardan insanlığın bilinen en eski tapınaklarını yapıyorlardı.

Nerede mi?

Urfa’da.

Kazı yapan Almanlardan anlıyoruz ki;

Göbeklitepe’de insanlık tarihinin “inanç miladı” yatıyor.

Belli ki, ilk inanç o tapınaklarda filizlenmiş.

Bu yüzden National Geographic kapak yaptı:

Başlık:

“Dinlerin Doğuşu”...

Peki biz ne yaptık?

İnsanlığın 11 bin 600 yıl öncesinden bize bıraktığı mirası;

Korumak için bir bekçi bile koymadık.

Dünyanın en eski tapınaklarının bulunduğu kazıda üç köylü bekçilik yapıyor.

Muhtemelen köylülerin maaşını da Almanlar veriyor.

Ne garip;

Bu devlet koruculara milyonlarca lira maaş verirken, insanlık tarihi için bir korucu ayıramıyor.

Heykelin birisi çalınmış bile.

Duyduk mu bunu?

Anladık mı?

İçimize sindirebildik mi?

Sonra kızmayalım;

Tarihi eserlerimiz başka ülkelerin müzelerinden çıkıyor diye.

Niye kızıyorsun arkadaş.

Urfa’ya peygamberler şehri demeyi biliyorsun.

Ama inanç tarihinin en önemli mirasını koruyamıyorsun.

Ne üzücüdür ki, Urfa Belediye Başkanı elinden geleni yapıyor. Ama o da çaresiz.

Zaten işte bu yüzden;

Soruşturma ve araştırmayı yalnızca suça ayarlı polisiye bir iş olarak anladığımız için;

Mesela arkeologların da bir araştırma yapabileceklerini düşünemez hale geldik.

Sorun bakalım;

Sorun ve kendi vicdanınıza doğru bir kazı başlatın.

Yıllar önce Efes’te, Bergama’da gösterdiğimiz bu pervasızlık;

Urfa Göbeklitepe’de nasıl ve neden yakamızı bırakmıyor. Bu vurdumduymazlık nereden geliyor?

Bir önceki yazıda dedim ki:

“Biz bu topraklarda birbirimizin kuyusunu kazarken;

Bakın Almanlar Urfa’da ne kazıyor?”

Ve şimdi devam ediyorum:

“Ne ağır bir çelişkidir ki;

Arap Yarımadası’ndan Kuzey Afrika’ya ve oradan Ortadoğu’ya kadar;

Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla;

Birbirimize olan inancımızı kaybedip;

İnançsızlıktan kan döktüğümüz bu topraklarda;

İnsanoğlu, inancın ilk temellerini atmış.”


Ve işte şimdi o topraklarda;

Hiç haberimiz olmadan;

İnsanlık tarihinin en eski “inanç haritası” çıkartılıyor.

Bilmem; anladık mı yoksa karaduzene kolpacilara itimatlara devammi hacılar
 
Üst