• ☪ Sitemize Hoş Geldiniz ☪ Forumda Bilgi Alışverişinde Bulunabilmek ve Sitemizde Açılmış Olan Konuların İçeriklerini Görüntülemek İçin Kayıt Olmanız Gerekmektedir.

Hobiseverlerin çay molası için Turgutlu Çal Dağı

Mal bulanındır

Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
1,386
Beğeni
4,183
Puanları
113
Yaş
42
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Hobiseverlerin gözde piknik alanlarından biride bu mevkilerdir
Çok bereketli olduğu şüphesizdir


.


Geçmiş antik dönemde Lidya uygarlığının da sınırları içinde bulunan Çal Dağı ve çevresi, ayrıca Pers uygarlığı, Helenistik, Erken ve Geç Bizans dönemlerinin de izlerini taşıyan bir çok antik yerleşime sahne olmuş, tarih boyunca pek çok uygarlığı bağrında taşımıştır. Çaldağı, gerek etrafında, gerekse eteklerinde saptanan antik kalıntılar nedeniyle, Anadolu’nun en eski uygarlıklarından olan Lidya uygarlığının arkeolojisi ve antik tarihi açısından da hayli önem taşımaktadır.

  • Yukarıdaki harita, Çal Dağı ve etrafındaki antik kent ve köylerin yerleşim ve dağılımını göstermektedir
.

:
Çal Dağı’nın güney bölümünde önceki yıllarda ele geçen bazı arkeolojik buluntular ve bazı araştırmalar da, bölge tarihi hakkında bilgiler vermektedir. Örneğin; Lydia arkeolojisi konusunda yaptığı kapsamlı çalışması bu yıl yayınlanmış olan Ch. H. Roosevelt, Çal Dağı’nın güneybatı kısmında yer alan Temrek köyünde Orta-Geç Lydia dönemine (M. Ö. 7-4. yüzyıl) dağın güneydoğu kısmında yer alan Musacalı köyünde ise Geç Lydia dönemine (M. S. 6. yüzyıl ortası – geç. 4. yüzyıl) ait bazı önemli buluntulardan söz etmektedir. Örneğin Temrek köyünde ya da Çal Dağı’’nda bundan 60-70 yıl kadar önce bir sikke definesi bulunduğu bilinmektedir. Yaklaşık olarak 2000 gümüş sikke içeren bu define M. Ö. 5. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir. Yine Temrek köyünde 1938 yılında mermerden küçük bir aslan heykeli bulunmuş ve Manisa Arkeoloji Müzesi’ne getirilmiştir. (Resim 2) Bu heykel de M. Ö. 5-4.yüzyıllara tarihlenmektedir. Roosevelt ayrıca, Temrek’in güneyinde ve batısında sekiz tümülüs bulunduğunu ve köyün hemen üzerinde bir kalenin yer aldığını da belirtmektedir. (Roosevelt, s. 217)

  • .

  • Yakın zamanda yapılan yol yapım çalışmaları sırasında tahrip olan Bizans mezarlarını ve yakın çevresindeki tümülüs mezarları gösteren uydu fotoğrafı (Google Earth’den)
Bu araştırma sırasında, Çampınar-Musacalı köyleri arasında, Sardes Maden şirketinin kuzeydoğusunda ve Musacalı’nın ise kuzeybatısına düşen arazide son zamanlarda iş makinaları ile bir yol açıldığı saptanmıştır. Yol kenarında ve toprak kesitlerinde yapılan incelemelerde, bu yol çalışmaları sırasında Erken Bizans dönemine ait bir mezarlık alanının tahrip edildiği anlaşılmıştır. (Bak: Resim 4, 5 ve 9) Etrafa dağılan parçalardan, bu alanda pişmiş toprak kiremitlerden yapılan basit mezarların (Resim 7) da varlığı saptanmıştır.
Burada saptanan ve üzerine kazınarak yazılmış Grekçe yazı bulunan ve Manisa Müzesi’ne teslim edilen bir seramik parçası, bu alanın Erken Hristiyanlık dönemine tarihlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Resim 8)

  • Resim 5: Yol yapım çalışmalarında tahrip olan mezarlığın Çaldağı’ndaki konumu

  • Resim 6: Yol yapımı sırasında tahrip olmuş bir kiremit-mezar

  • Resim 7: Yol yapım çalışmalarında tahrip olmuş bir oda-meza
Bu alanda saptanan düzgün olarak kesilmiş bir anakaya blokunun da, buradaki daha erken bir yerleşime işaret ediyor olması mümkündür. (Resim 10)

  • Resim 8: Yol yapımı sırasında tahrip olan mezarlıkta bulunan yazıtlı bir kiremit parçası (Yazıtta olasılıkla bir Hristiyan duası yer almakta)

  • Resim 9: Nikel Maden şirketi tesislerinin kuzeydoğusundaki mezarlık alanı

  • Resim 10: Mezar alanındaki işlenmiş anakaya
Araştırma sırasında, tahrip edilmiş mezarlık alanının doğusunda ve Musacalı köyünün kuzeybatısına düşen arazide, açılmış be kısmen tahrip edilmiş iki Tümülüs görünmüştür. (Bu iki tümülüsü gösteren bir uzak fotoğrafı için bakınız Resim 4.) Bunlar olasılıkla, Roosevelt’in sözünü ettiği tümülüs gurubuna dahildir. Tümülüslerden güneyde yer alan dikdörtgen odalı, düz damlı bir mezar odasına sahiptir. (Resim 11) Bu tümülüsün içinde de olasılıkla bit lahit bulunuyordu. Kuzeyde yer alan tümülüsün ise dikdörtgen planlı ve sahte tonozlu bir çatı örtüsüne sahip olduğu anlaşılmıştır. (Resim 12) Bu tümülüsün işlenmemiş taşlardan yapılmış bir dromos’u olduğu da anlaşılmaktadır. Ayrıca, tümülüsün yanında, dromos’un girişinde yer alan bir tören alanının önüne dikilen stellerin kaidelerine de rastlanmıştır. (Resim 13) Bu iki tümülüsü, Persler’in Lydia’ya hakim oldukları döneme, diğer bir deyişle M. Ö. 6-4. yüzyıla tarihlemek mümkün görünmektedir.

  • Resim 11: Güneydeki dikdörtgen odalı bir tümülüs

  • Resim 12: Kuzeydeki dikdörtgen odalı ve sahte tonozlu Tümülüs

  • Resim 13: Güneydeki tümülüsün yanında bulunan stel kaidesi
Yine bu araştırma sırasında, Çal Dağı’nın güneybatısında ve Temrek köyüne yakın olan kesiminde yaptığımız incelemelede de, M. Cocceius isimli bir Roma vatandaşının tanrı Apollo Cissauliddenus’a sunduğu Latince bir adak yazıtı bulunmuştur. Olasılıkla M. S. 1. yüzyıla ait bu yazıta göre, adak sahibi Cocceius, Roma İmparatoru Nerva’nın özgür bıraktığı bir köle idi. (Resim 14)
Ayrıca, Latince yazıtın yakınlarında saptanan ve üzerinde birkaç kabartması bulunan bir mimari parça (Resim 15), bu alanda erken Bizans dönemine ait bir yerleşme ya da bir kale olabileceğini düşündürmektedir…”

  • Resim 14: Roma İmparatoru Nerva’nın azat ettiği bir köle olan M. Cocceius’un, Apollon Cissauliddenus’a sunduğu Adağın kaidesi. (Kaide üzerinde olasılıkla bir heykel yer almaktaydı.)

  • Resim 15: Latince yazıtın yakınlarında bulunan ve üzerinde bir Haç kabartması olan bir mimari eleman parçası.
 
Üst