• ☪ Foruma Hoş Geldiniz ☪ Forumda Bilgi Alışverişinde Bulunabilmek ve Sitemizde Açılmış Olan Konuların İçeriklerini Görüntülemek İçin Kayıt Olmanız Gerekmektedir.

Antalya Antik Yerleşimleri

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
1,968
Beğeni
7,502
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
buyrun genel bilgi ve farkindalık amacli sohbettir antalya yoresi antik yerlesimlerin özetidir
images.jpeg

Aperlai
Kale köyünden deniz motoru ile Sıçak iskelesine gidilirse Aperlai kenti kalıntılarına ulaşılır.
Burada bulunan Likya dili ile yazılmış sikkeler ve İÖ 5 v 4. yy.'a ait bazı eserler, bu kentinde bir Likya kenti olduğunu gösterir.


Letoon
Xanthos kentinin karşısında Eşen Çayı'nın sağ tarafında Bozoluk denilen yerde Apollon ve Artemis'in annesi Likyalılann Ana Tanrıçası Leto onuruna kurulmuş ufak bir yerleşim yeridir.


Tlos
Fethiye'ye 25 km uzaklıktaki bu antik kente Fethiye-Antalya yol ayrımı olan Kemer'den Düvere (Kale-Asar) gidilerek ulaşılır.
Likya dilinde adı Tlava olan kentin tarihi hakkında bilgiler sikke ve yazıtlardan elde edilebilmiştir. Benndorf, Tlos'ta bulunan bir mezardaki kabartmanın İÖ 5. yy'a ait olduğunu ileri sürer. İÖ 4. yy'da basılan sikkelerde kentin adı Likya dilinde yer alır. İS 2. yy'da devrin zenginleri olan Rhodiapolisli Opramoas ve diğer Likyalı zengin Oinoandalı Licinnius Langus'tan yardım aldığı yazılı kaynaklarda geçmektedir.
Bizans devrinde de adından sık sık bahsedilen Tlos'un akropolündeki kalede, 19.yy'da Ali Ağa isimli bir derebeyi hüküm sürmüştür. Akropolün doğu tarafında Likya dönemine ait bir sur, Likya dilinde yazıtlı mezarlar, Roma devri surları, stadyum, hamam, büyük bir Bizans kilisesi ve agora kalıntıları ilk dikkati çeken eserlerdir.


Sidyma
Yine Fethiye yolundan sapılarak 7 km kadar gidildiğinde, antik Sidyma kenti, şimdiki Dodurga köyünün bulunduğu yerde yer almaktadır.


Pinara
Xanthos'tan sonra Fethiye yoluna devam eder ve Pinara yazılı levhadan sola dönüp 5 km daha giderseniz Pinara köyüne ulaşırsınız. Köyden antik kente yaya olarak çıkılır.
Kentin Likya dilinde adı, yuvarlakça anlamına gelen Pinale sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Yapılan yüzeysel araştırmalar, Pinara'nın Xanthoslular tarafından kurulduğunu ve üç oy hakkına sahip altı kentten biri olduğunu gösterin ektedir. Kariya Kralı Piksodaros'a İÖ 340-334 yılları arasında bağlı olduğu, burada bulunan bir yazıttan anlaşılmaktadır. Diğer antik kentler gibi İÖ 334'te Büyük İskender tarafından ele geçirilen kentin gümüş ve bronzdan birlik tipinde bastığı sikkeler İÖ 168-81 yılları arasına tarihlenir.


Trissa
Antalya civarında Çakal bayırının 5 km. güneybatısında Kelbaş köyü civarında bulunan eski bir kenttir.
1881 ve 1882 yıllarında yapılan araştırmalarda 10. yüzyıla ait bir mezar abidesi bulunmuştur. Bunun üzerindeki kabartmalar Libyalılar’la, araya çıkmış bir ordu arasındaki bir meydan muharebesini tasvir etmektedir. Bundan başka pişmiş topraktan vazolar ile birçok heykelcik, çeşitli tunç ve mermer eserler bulunmuştur. Bulunan eserlerin üçte ikisi Viyana Müzesi’ne verilmiştir.
Mezar Abidesi’ndeki kabartmalar “Trissa Kahramanları Kabartması” ismiyle Viyana Müzesi’nde sergilenmektedir. Trissa’da bulunmuş Helenistik devirden diğer bir lahit de o sıralarda İstanbul Müzesi’ne nakledilmiştir.

Trebenna
1885’te Petersen ve V. Luschan tarafından burada bulunan bir yazıt ile yeri belirlenen ve ilkçağda Pamfilya ile Likya arasındaki sınırda bulunan Trebenna, Antalya’ya 30 kilometre uzaklıktaki Geyikbayırı’nın güneydoğusunda, Likya-Pamfilya sınırında yer almaktadır.
Trebenna, Termessos’un da 15 km. kadar güneydoğusundadır.

Syedra
Alanya-Gazipaşa karayolunun yaklaşık 20. km.’sinde Seki köyü içerisindedir.
Kente, batıda halen ayakta olan anıtsal kapıdan girilir. Kentte, antik çağdan günümüze değin kullanılan, içleri sıvalı doğal kaynaktan beslenen sarnıçlar vardır. Kentin su gereksinimi çok sayıdaki diğer sarnıçlarlar da karşılanmaktadır.
Kent içindeki bir mağarada, doğal kayaya oyulmuş nişin çevresi freskolarla süslenmiştir. Mağara dinsel amaçla kullanılmış ve vaftiz mağarası olarak bilinmektedir.

Sellinous
Alanya'ya yaklaşık 45 km. uzaklıkta bulunan Gazipaşa ilçesinin 3 km. güneyindedir.
Sahildeki Sellinous harabeleri genellikle Roma devrinden kalmadır. İ.S. 117 yılında Yahudilerin ayaklanmasını bastırmaya giderken Sellinous’ta ölen Roma İmparatoru Trajan’ın sanatsal mezarı, kalıntılar içinde en önemlisidir. Gazipaşa çevresi mağaralar yönünden de ilgi çekicidir.
Antik Sellinous kenti, Gazipaşa ilçe sınırları içerisinde Gazipaşa Plajı’nın bulunduğu Hacımusa Çayırı’nın güneybatısındaki denize dirsek gibi uzanan bir tepenin üzerinde ve yamaçlarında yer alır. Kentin akropolü tepeye kurulmuştur. Ayrıca bu tepe üzerinde, bir Ortaçağ kalesi de yer almaktadır.
Pednelissos
Serik ilçesinin Gebiz bucağının kuzeyindeki Hasgebe köyü yakınlarındaki bu kent, Kana-Pisidia sınır bölgesinde yer almaktadır.
Kentin adındaki “ss” soneki, tarihinin İ.Ö. 3000’e kadar indiğini gösterir.

Onobaro
Kentin, Çakırlar mahallesi güneybatısındaki Hisarçandırı yöresinde olduğu ve kalıntıların bulunduğu alana yöre halkınca "Asarlık" denildiğini biliyoruz.
Onobaro kenti, antik dönemde Trebenna'ya bağlı bir kale kent özelliğinde idi.

Olbia
Bu antik kentin yeri konusunda birçok görüş ortaya atılmıştır. Strabo, Olbia’yı “Pamfilya’nın başlangıcı” ve “Likya’nın güney ucundan 66 km. içerde” olarak tarif etmektedir. Bu anlatıma göre Kurma köyü civarında bulunan kent kalıntıları şimdilik Olbia olarak kabul edilmektedir.
Olbia’nın, Konyaaltı Plajı’nın biraz ötesinde Arapsuyu'nun denize karıştığı deniz sahilinden 500 metre kadar kuzeyde, falez üzerinde kurulmuş olduğu kabul edilmektedir.

Nephelis
Çok bulutlu anlamına gelen bu kentin az sayıda kalıntısı mevcuttur ve tarihi hakkında yeterli bir bilgi yoktur.
Kente Gazipaşa-Anamur yolunun 12 km.’sinden sonra Muz köyünden güneye sapan 6 km.’lik toprak bir yolla ulaşılmaktadır.
Güneyini deniz ve dik kayalıkların oluşturduğu Nephelis’in ayakta kalabilmiş yapıları Roma ve Bizans dönemlerine ait agora, akropol, kent surları, bir Ortaçağ kalesi, tapınak, odeon sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır.


Magydos (Karpuzkaldıran)
Lara Plajı batısında, bugün askeri dinlenme tesislerinin bulunduğu Karpuzkaldıran Plajı’nda eski bir kent olup, bazı rıhtım kalıntıları, liman ve tesisleri ile ilgili oldukları anlaşılan kalıntılara rastlanmıştır.
Bunların gerisinde küçük bir kente ait olan bina kalıntıları bugün askeri dinlenme tesis binaları altında kalmıştır. Kalıntıları bugün hemen hemen kaybolmuş gibidir. 1960’lı yıllara kadar burada birtakım rıhtım kalıntıları, liman ve tesisleri oldukları anlaşılan yapılar ve bunların gerisinde orta derecede kente ait bina izlerine rastlanmaktaydı.

Lirboten Kome
Antalya kent merkezine 15 km. kadar kuzeyde, Varsak kasabası civarında bulunan bu yer, Antik devirde Perge’ye bağlı bir köydü.
Pamfilya ovasının ikinci terasının kenarında, kayalardan oluşan doğal bir surla çevrilmiş, çukurca bir alanda kurulmuş olan Lirboten Kome kentinin ana girişini kalıntıların güneydoğu tarafındaki çöküntü meydana getirmektedir. Her tarafı çalılar bürümüş olduğundan harabe içinde dolaşmak biraz yorucudur.
Burada görülebilecek başlıca eserler arasında, Roma İmparatorluğu devrinin ilk yüzyılına ait bir kule, olasılıkla 5. yy’a ait iki kilise ve varlığı İ.S. 2. yy’a kadar uzanan mezarlardır.
Kiliseler zaman zaman birçok değişiklikler geçirmiş ve uzun süre kullanılmıştır.
Leatres
Gazipaşa yolu üstünde, Alanya’dan 9 km. ileridedir.
Mahmutlar sapağından girildikten sonra Hadım yoluna sapılır ve 10 km. daha gidilir. Buradan sonra oldukça zor gezilebilen ören yerine yürüyerek varılır. Alanya’dan ya da Mahmutlar’dan bir rehber alınması, gidişi kolaylaştıracaktır. Tepenin üzerinde kalıntılar vardır. Bu tepenin kuzeydoğu eteğinde Kozyaka/Kuzyaka köyü bulunmaktadır.
Ören yerinde “Yedi Kapılı Ev” (muhtemelen bir tapınak), yıkık durumda tiyatro, agora, Bizans döneminde bazilikaya çevrildiği anlaşılan bir yapı, Zeus Magistos tapınağı vardır.

Korydalla
Antalya'dan Finike istikametine doğru sahil yolu takip edildiğinde, 90 km.'de Kumluca'ya ulaşılıyor.
Kumluca, bugün aynı isimli ova üzerinde portakal bahçeleri ve seracığı ile ünlü bir ilçedir. Antik kent, Kumluca'nın su deposunun üzerinde yer aldığı tepe ile bunun kuzeyinde diğer bir tepe arasına yayılmıştır.
Antik kentin isminin, her ne kadar halen çağrışım yapsa da kökenin Likya dili, aslında "Korydalla" yani Doruk Hisarcığı olduğu bilinmektedir.
Hemaxia (Sinek Kalesi)
Alanya’nın 7 km. batısında yer alır.
Antalya karayolundan Elikesik köyü yönüne sapıldıktan sonra, stabilize bir yoldan 4 km., daha sonra da 3 km.’lik toprak bir yoldan gidildikten sonra çevresinde harabeler bulunan bir köye gelinir. Burada harabeler yanındaki küçük tepeciğin üzerine çıkarsanız, güzel bir manzarayı da görmüş olursunuz.

Eudokias
Adı hala bilim adamlarınca çekince ile kabul edilen bu kent, Düzlerçamı Orman Parkı’nın hemen yanında Yukarı Karaman köyü içindeki çevreye dağılmış bir şekilde yer almaktadır.
Termessoslular tarafından kurulan bu kentte çeşitli tapınak kalıntıları, heykel, friz parçacıkları adeta sağa sola saçılmış durumdadır. Kent içinde düzgün ve hala bugün köy halkı tarafından kullanılan su kanalları vardır.


Etenna
Manavgat'tan kuzey-batı yönünde hareket edildiğinde Oymapınar'a gelmeden Salur köyüne varıldıktan sonra 16 km.'lik bir yolculukla Sırt köyü yerleşim birimi içerisinde bulunan Etenna antik kenti kalıntılarına gelinir.
Pamfilya özelliğinden ziyade, kalıntılar diğer kıyı Antik kentlerine göre bir Pisidya kenti özelliği taşımaktadır. Bu akropol kent bugün yöre halkınca "Dedekalesi" olarak isimlendirilmiştir.
Kentin tarihi hakkında pek fazla bilgi olmamasına rağmen çevredeki diğer Akropol kentler ile aynı tarih ve kaderi paylaştığı sanılmaktadır. Manavgat'tan 31 km. uzakta denizden 900 m. yüksekte kurulu Etenna antik kentinde, çam ormanları içerisinde bulunan Antik kalıntıların içinde ilk dikkati çeken, kenti çevreleyen şehir surlarıdır.

Colybrassus (Ayasofya)
Gündoğmuş ilçesi Güzelbağ kasabası Bayırkozağacı köyü sınırları içindedir. Alanya'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktadır.
Günümüze kadar gelebilen önemli kalıntılar olarak; oldukça iyi bir işçilik gösteren ve köşe başlığı iyon tarzında olan tapınağı ile nekropolündeki lahitleri ve doğal oyulmuş kaya mezarını sayabiliriz. Kaya mezarının cephesi anıtsal nitelikte olup, 18 basamaklı merdiven ile ulaşılmaktadır. Mezar odası tek mekandan oluşmakta ve girişin üstü basık kemer şeklinde yontulmuş, içi medusa başı ile süslenmiş, iki yanı ise kartal motifleri ile bezenmiştir.

Aunesis
Alanya’nın 25 km. doğusunda, Alanya-Antalya karayolunun deniz kenarında kurulmuş olan bu kent, tersaneleri ile ün kazanmıştı.
Kentin kalıntıları, liman kenarında birkaç bina yıkıntısı ile, yol üzerinde su yolu olduğu anlaşılan bir duvar kalıntısıdır.

Ariassos
Antalya kıyısını kuzeydeki Anadolu platosuna bağlayan boğaz olan 924 m. yükseklikteki Çubuk Beli’nin batısında, Akkoç köyüne 1 km. mesafede Ariassos antik kentinin kalıntıları bulunmaktadır. Kentin Antalya'ya uzaklığı 45 km.'dir.
Kent, diğer Pisidya kentleri gibi M.Ö. 3000'li yıllarda kuzeyden göçen İskitler içerisindeki Etrüsk boyları tarafından kurulmuştur.



Antiochia (Kragos)
Gazipaşa ilçesindeki antik kentin tarihi hakkında yeterli bilgi yoktur.
Denize hakim bir tepede bulunan Akropolis’e çıkan dik yamaçta bir mermerden kapı kalıntıları bulunmuştur. Limandan surlara çıkan merdiven basamakları bugün de az çok seçilmektedir. Tapınak kalıntıları, agora, heykel kalıntıları ve nekropol kentin ilginç yerleridir.

Antiocheia
Gazipaşa ilçesine 18 km. uzaklıktaki Güneyköyü sınırları içerisindedir.
Antik çağda “Dağlık Kilikya” olarak bilinen bölge sınırları içinde kalmaktadır. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus'dan gelmektedir. Kalıntılar, üç yükselti üzerinde toplanmıştır. Birinci bölüm sütunlu cadde, agora, hamam, zafertakı ve kilisenin bulunduğu kesimdir. İkinci bölüm, Kilikya bölgesine özgü mezar yapıların bulunduğu nekropol alanı, üçüncü bölüm ise batıda denize uzanan, sarp kayalıklar üzerine yapılmış kale kalıntılarıdır

Adanda-Lamos
Antik kent, Gazipaşa ilçe merkezinin 15 km. kuzeydoğusunda bulunur.
Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağ üzerinde yer alan ve adı “Ana Tanrıça Tapınıcısı” anlamına gelen kentte; surlar ve giriş kapısının güneyinde büyük bir kule görülmektedir. Agora, doğal kayaya oyulmuş çeşme, iki tapınak ve nekropolündeki blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler dikkati çeken eserlerdir.


Teimiussa (Üçağız)
Antalya yönünden Kaş'a 18 km. kala güneye ayrılan yaklaşık yarım saatlik yoldan Üçağız Köyü’ne ulaşılır.
Günümüz köy yerleşimi, Teimiussa olarak adlandırılan küçük bir Likya liman kenti üzerine oturmaktadır. Köye, Kaş veya Finike yönünden teknelerle ulaşılabilir.

Simena (Kaleköy)
Sağlam kalesiyle eşsiz bir görünüme sahip olan Simena adından ilk kez tarihçi Rinius (İ.S. 2. yy) bahsetmektedir.
Karayoluyla bağlantısı olmayıp genellikle Çayağzı'ndan deniz yoluyla ulaşım sağlanabilmektedir.
Kalenin kuzeyinde kaya mezarlarında görülen Likya dilindeki yazıtlar, şehrin eksikliğini gösterirler. Likya birlik kentlerinden biri olduğu ve bağımsızlığı, sikkelerinden anlaşılmaktadır.
.

Andriake (Çayağzı)
Demre kent merkezinden nehir boyunca uzanan asfalt yol, 5 km. sonra deniz kenarındaki Çayağzı mevkiine ulaşır.
Çayağzı, yörenin en güzel plajı ve Kekova turu yapacak teknelerin barınak yeri olmasının yanında Myra'nın Akdeniz'e açılan kapısı Andriake'ye de ev sahipliği yapar. Likya'nın en önemli limanlarından biri olan Andriake'de günümüz kalıntıları, bugün bataklık ve sazlık olan antik limanın iki yanında yer alır. Genellikle Roma ve Bizans dönemi kalıntıları arasında Hadrian döneminde (İ.S. 117-138) yapılmış tahıl ambarı (Granarium), bölgenin ayakta kalmış en anıtsal yapısı olma özelliğini korumaktadır.

Sillyon
Sillyon; Helenistik, Helenistik öncesi; Yunan, Roma, Bizans ve Selçuklu devirlerini yaşadığı kalıntılarından anlaşılan, tarihi hakkında az şey bilinen bir kenttir.
Perge'yi 10 km. kadar Side yönünde geçince solda, yoldan 5 km. içerde, 80-90 m. yüksekliğiyle Antalya Ovası'na hakim 160–200 rakımlar arasında değişen genişçe bir plato görürsünüz. İşte Sillyon Antik Kenti bu plato üzerinde kurulmuştur.

Selge
Toroslar’ın güney yamaçlarında denizden 1250 metre yükseklikte kurulmuş olan Selge, Pisidya bölgesi dağ kentlerinden biridir.
Antalya-Alanya karayolu üzerinde Aspendos yol ayrımından 5 km. sonra dönen yoldan sonra, önce Beşkonak, ardından Antik Roma köprüsünün birleştirdiği kanyon vadinin aşılmasıyla güneydeki tepe üzerinde şehri koruyan kuleli surh duvarları kısmen görülebilir.


Phaselis
Antalya Kemer Karayolu'nun 44. km.'sinden sola dönen yol, geniş ölçüde orman alanı içinde bulunan Phaselis Antik Kenti’ne ulaşır.
Kentin, Akdeniz'e uzanan küçük bir yarımada üzerinde İ.Ö. 6. yy'da Rodoslu kolonistlerce kurulduğu söylenir. Kuruluş efsanesinde kolonistlerin yöre halkına mısır veya kurutulmuş balık önerilerine balık isteği ile cevap verildiği anlatılır.
Coğrafi konumu önemli bir liman kenti olduğunu gösterir. Biri yarımadanın kuzeyinde, diğeri kuzeydoğuda, üçüncüsü ise güneybatı kıyısında yer alan üç limana sahiptir.

Perge
Antalya şehir merkezinin 17 km. doğusundaki, Aksu bucağı sınırları içinde yer alan Perge, sadece bölgenin değil tüm Anadolu'nun en düzenli Roma dönemi kentlerinden biridir.


Patara
Şehir adının İ.Ö. 13. yy.’a ait Hitit metinlerinde geçmesi; Xanthos'un yanında Likya bölgesindeki en eski şehirlerinden biri olduğunu gösterir.


Olympos
Antalya'nın güney sahillerinde Phaselis'den sonra ikinci önemli liman kenti Olympos'tur.
Şehir adını, 16 km. kuzeyindeki Toroslar'ın batı uzantılarından biri olan 2375 m. yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı'ndan alır. Özellikle küçük hamam; mevcut kalıntılardir

Myra
Bugünkü Demre ilçe merkezinde ve civarında yer alan Myra Antik Kenti, özellikle Likya dönemi kaya mezarları, Roma dönemi tiyatrosu ve Bizans dönemi Aziz Nichola Kilisesi ile ünlüdür.
Kaya mezarları, Likya yazılı kitabeler ve sikkeler, Myra'nın en azından İ.Ö. 5. yy'dan itibaren varlığını sürdürdüğünü gösterirler.

Kekova
Kekova; Üçağız (Teimiusa) ve Kale (Simena) köylerinin karşısında uzanan 7.4 km. uzunluk ve yaklaşık 500 m. genişliğinde ince uzun bir adadır.
En yüksek tepesi 188 m. karşısındaki anakara ile arasındaki kanal görünümündeki denizin derinliği ise 105 m.’dir. Kekova adı son yıllardaki güncelliğinden dolayı turizm ve korumacılık alanlarında da sıkça kullanılır olmuş, Çayağzı'ndan (Andriake) yapılan tekne turları "Kekova Turu" olarak anılmaya başlamış, daha da önemlisi ada ve çevresindeki arkeolojik doğal koruma alanları "Kekova Sit Alanı" olarak adlandırılmıştır.
Ada, hiçbir zaman karşısındaki iki küçük liman gibi kent özellikleri taşımamış, daha çok iki kenti perde gibi Akdeniz'e karşı koruyup denizcilerin sığınak, gemi inşaa ve onarım üssü olarak kullanılmıştır. Bu çevrede bugün "Batık Kent" olarak adlandırılan adanın kuzeybatı kıyılarındaki kalıntılar en az İ.Ö. 5. yy.'dan beri ticari ve askeri üs olarak kullanılmış olan Kekova'nın en renkli köşesidir.

Iotape
Adını Kommagene Kralı 4. Antiochus'un (İ.S. 3-72) karısı Lotape'den alan antik kent, Alanya-Gazipaşa karayolunun 33. km.'sinde yer alır.
İmparator Trajan'dan Valerian'a kadar kent kendi adına sikke basmıştır. Kalıntılar, Roma ve Bizans dönemi özellikleri taşımaktadır. Denize doğru uzanan yüksekçe bir burun, kentin akropolü durumundadır. Surlar, kentin bu bölümüne kale görünümü vermektedir.

Arykanda
Antik kent; Elmalı-Finike karayolunun tam ortasında, Arif Köyü yakınında, Aykırıçay'ın (Antik Arykandos Nehri) batı yamacında yer alır.

Antiphellos (Kaş)
Kaş, gerek sivil mimari örneklerini yansıtan kent dokusu, gerekse arkeolojik kalıntıları ile Antalya'nın eski ile yeninin iç içe yaşadığı turistik ilçelerinden biridir.
Kaş karşısındaki Meis Adası sayesinde Türkiye ile Yunanistan'ı en çok yakınlaştıran köşelerden biridir

Side
Antalya-Alanya karayolunun 72. km.'sinden güneye dönen yol, 6 km. sonra sizi günümüzün en tanınan turizm merkezlerinden Side'ye ulaştırır.
Side güncelliğini şüphesiz 1947 yılında İstanbul Üniversitesi’nden merhum Prof. Dr. Arif Müfit Mansel ve ekibince aralıklarla sürdürülen kazı ve onarımlarla gün ışığına çıkan Roma İmparatorluğu kalıntılarına borçludur.
Side'nin Akdeniz'e uzanan küçük bir yarımada üzerinde İ.Ö. 7. yüzyılda Batı Anadolu’da yaşayan Kymeliler (Bugünkü Aliağa) tarafından kurulduğu söylenir. Ancak şehri kurdukları iddia edilen Kymeliler’in zamanla kendilerini unutarak Side dilini kullanmaya başlamaları kuruculuktan çok güneye göçü ve yerli halka karışımı işaret eder. Şehirde kullanılan yerel dile göre Side; “Nar” anlamına gelmektedir ki "Nar" Anadolu'nun bereket sembollerinden olup Roma İmparatorluğu dönemine dek şehrin sembolü olarak Side sikkelerinde kullanılmıştır. Şehrin tarihi kaderi, bölgeninkinden farklı değildir.
İ.Ö. 6. yy'da Lydia, 5.yy.'da Pers, 4. yy'da İskender, ardından da Hellenistik krallıkların egemenlikleri gözlenir.


Termessos
Orman içinde korunan ören yerlerinin en çarpıcılarından biri olup aynı adı taşıyan milli parkın içinde yer alır.
Beydağları-Termessos Milli Parkı; bitki örtüsü ile bölgenin botanik, yaban keçisi sürüleri ile de açık hayvanat bahçesi görünümündedir. Antalya-Korkuteli karayolunun 24. km.'sinden sola tırmanan özel yolla 1050 m. yükseklikte Güllük Dağı'ndaki kalıntılara ulaşılabilir.
Şehrin kalıntıları, Antalya-Korkuteli yolu üzerindeki Yenicekahve yakınında bulunan Hellenistik devir suru ile başlar ve Güllük Dağı’nın zirvesine kadar devam eder.

Xanthos
Xanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdiğini yazarlar.
Fethiye-Kaş karayolu üzerinde Fethiye'ye 46 km. uzaklıktaki Kınık Köyü'nde yer alır. Şehir; Xanthos Nehri (Bugünkü adı Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur. .

Aspendos
Aspendos, sadece Anadolu'nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi korunagelmiş Roma dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür.
Antalya-Alanya karayolunun 44 km.'sinden kuzeye dönen yolun 2. km'sinde yer alan şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik Eurymedon) yakınlarındaki tepe düzlüğünde kurulmuştur.
İ.Ö. 5. yy'da basılmış sikkelerinde adı Estvediys olarak geçer.

Seleukeia
Seleukeia, Büyük İskender'in haleflerinden Suriye Kralı I. Seleukos Nikator (İ.Ö. 321-280) adına kurulmuş 9 kentten biridir.
Side yönünden Manavgat şehir merkezine girmeden sola dönen yol 4 km. sonra Manavgat Şelalesi'ne, ardından da barajlar yönüne devam edip Şıhlar Köyü'nden Seleukeia Antik Kenti'ne ulaşır.


Idebessos
Diğer Likya şehirlerine kıyasla ana yoldan oldukça uzakta bulunduğu için ulaşımı zor şehirlerden biridir.
Idebessos'a vasıta ile Finike-Elmalı karayolundan, Arif köyünün Çatallar mahallesini geçtikten sonra virajda kuzeydoğuya çıkılan yolu takip ederek ulaşmak mümkündür.
Idebesso, diğer Likya şehirlerinden farklı bir yerleşim gösterir. Bugün olduğu gibi antik çağda da çevrede çok az nüfusun barınmış olması şehrin düzlükte gelişmesine ve hemen yanı başındaki ufak yükseltinin etrafının surla çevrilerek bir bakıma emniyetli bir akropol elde edilmesine sebep olur. Çoğunluğu devşirme taşlardan yapılma sur içindeki hiçbir yapı, kesin olarak tanımlanacak durumda değildir.


Rhodiapolis
İsmine Hekatios'ta rastladığımız Rhodiapolis, Opramoas vasıtasıyla birçok şehire yardım eden bir merkez durumunda olmakla birlikte kendi tarihi pek bilinmemektedir.
Kumluca'dan Korydalla yönüne yani kuzeybatıya gidildiğinde Hacıveliler köyüne ulaşılır. Daha sonra buradan orman içine giren patika yaklaşık bir saat takip edilerek çam ağaçları ile kaplı bir tepenin yamacındaki ören yerine varılır. Kalıntıların bulunduğu tepe, yöre halkınca "Eski Eser" olarak adlandırılmaktadır.
Şehir hakkında tek bilinen şey; en doğudaki Likya dili ile yazılı bir kitabenin Rhodiapolis'te bulunmasıdır. Bu yazıt, Likya hükümdarlık alanının sırrını tespit etmemize de yardım etmektedir.


Limyra
Finike ilçesi, Turunçova beldesi, Yuvalılar köyü sınırları içinde yer alan Limyra'nın adı Likya dilindeki yazıtlarda "Zemuri" olarak geçer.
Şehrin en azından İ.Ö. 5. yy'dan itibaren varlığı söz konusudur. Ancak şehrin en aktif dönemi İ.Ö. 4. yy.'ın ilk yarısında Likya Kralı Perikles zamanıdır ki, bu dönemde Limyra, Likya'nın başkentidir.
hele çek bi fırt.jpg
 

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
1,968
Beğeni
7,502
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
gel hele yegenim.png

Oooff Ooff bitiremediler yiye yiye bitiremediler.
buyuk defineci in kucuk defineci out durumlari

Kumluca İlçesi Korydalla Antik Kenti'nden kaçırılan ve 1900'lü yıllarda İstanbul Kapalıçarşı'da antikacılık yaptığı bilinen Georges Zacos tarafından ABD'nin Dumbarton Oaks Müzesi'ne satılan 15 parçalık Sion Hazinesi'nin iadesi için 50 yıldır mücadele ediyor.
Eserlerin üzerlerinde bulunan ithaf yazıtları ve monogramlardan, büyük kısmının hayırsever piskopos Eutykhianos tarafından Demre yakınlarındaki Sion Kilisesi'ne hediye edildiğinin anlaşıldığı kaydedildi. Ayrıca eserlerin birçoğunda 1'inci Justinianus döneminde (M.S. 527-565) Konstantinopolis'te (İstanbul) yapıldıklarını gösteren damgalar bulunduğu da belirlendi..

YUNAN ANTİKACI
Dumbarton Oaks Müzesi'nde Sion Hazinesi'ne ait 15 kayıt bulunuyor. Bu kayıtlara ve müzenin verdiği bilgilere göre eserlerin 13'ünün 1900'lü yılların başlarında İstanbul'daki Kapalıçarşı'da antikacılık yapan ve 1960'lı yıllarda antika ticaretini İsviçre'ye taşıdığı bilinen Yunan Georges Zacos tarafından Dumbarton Oaks Müzesi'ne satıldığı yer alıyor.

ABD ve birçok Avrupa ülkesindeki müzelerde sergilenen eserlerin de kaynağı olduğu bilinen George Zacos'un Sion Hazinesi'ne ait 8 eseri 1963, 4 eseri 1965 yılında sattığı belirtiliyor. Müze kayıtlarında Zacos'un bir eseri de 1979 yılının Nisan ayında bu müzeye hediye ettiği kaydediliyor. Koleksiyondaki 15 eserden diğer ikisinin ise başka koleksiyoncular tarafından bu müzeye satıldığı veya hediye edildiği anlatılıyor.

KUMLUCA'DA BULUNDUĞU MÜZE KAYITLARINDA MEVCUT
Dumbarton Oaks Müzesi'nde 'Bizans Koleksiyonu' kategorisinde yer verilen 15 parçalık Sion Hazinesi'nden bir parçanın anlatımında ise 'Kumluca Köyünde, Türkiye bulunur' cümlesi geçiyor. Türkiye'den kaçırılan ve müzede sergilenen eserlerin tamamı gümüş ve üzerindeki işlemelerde yaldız bulunuyor.

Dumbarton Oaks Müzesi'nin kayıtlarında Bizans Koleksiyonu içinde Antakya eserleri de bulunuyor. Bu eserler arasında 4-5 yüzyıl sonlarına ait Apolausis büstüyle zemin mozaik, 5'inci yüzyılın sonuna ait av sahneleriyle zemin mozaik, 5-6 yüzyıla ait biberli papağanlarla zemin 2 mozaik, 4'üncü yüzyıla ait gümüş eyer ve 6'ncı Yüzyıl'a ait şamdan bulunuyor.
 

Trakyalı

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
19 Mar 2021
Mesajlar
70
Beğeni
274
Puanları
53
Konum
Tekirdağ
Ekli dosyayı görüntüle 7762

Oooff Ooff bitiremediler yiye yiye bitiremediler.
buyuk defineci in kucuk defineci out durumlari

Kumluca İlçesi Korydalla Antik Kenti'nden kaçırılan ve 1900'lü yıllarda İstanbul Kapalıçarşı'da antikacılık yaptığı bilinen Georges Zacos tarafından ABD'nin Dumbarton Oaks Müzesi'ne satılan 15 parçalık Sion Hazinesi'nin iadesi için 50 yıldır mücadele ediyor.
Eserlerin üzerlerinde bulunan ithaf yazıtları ve monogramlardan, büyük kısmının hayırsever piskopos Eutykhianos tarafından Demre yakınlarındaki Sion Kilisesi'ne hediye edildiğinin anlaşıldığı kaydedildi. Ayrıca eserlerin birçoğunda 1'inci Justinianus döneminde (M.S. 527-565) Konstantinopolis'te (İstanbul) yapıldıklarını gösteren damgalar bulunduğu da belirlendi..

YUNAN ANTİKACI
Dumbarton Oaks Müzesi'nde Sion Hazinesi'ne ait 15 kayıt bulunuyor. Bu kayıtlara ve müzenin verdiği bilgilere göre eserlerin 13'ünün 1900'lü yılların başlarında İstanbul'daki Kapalıçarşı'da antikacılık yapan ve 1960'lı yıllarda antika ticaretini İsviçre'ye taşıdığı bilinen Yunan Georges Zacos tarafından Dumbarton Oaks Müzesi'ne satıldığı yer alıyor.

ABD ve birçok Avrupa ülkesindeki müzelerde sergilenen eserlerin de kaynağı olduğu bilinen George Zacos'un Sion Hazinesi'ne ait 8 eseri 1963, 4 eseri 1965 yılında sattığı belirtiliyor. Müze kayıtlarında Zacos'un bir eseri de 1979 yılının Nisan ayında bu müzeye hediye ettiği kaydediliyor. Koleksiyondaki 15 eserden diğer ikisinin ise başka koleksiyoncular tarafından bu müzeye satıldığı veya hediye edildiği anlatılıyor.

KUMLUCA'DA BULUNDUĞU MÜZE KAYITLARINDA MEVCUT
Dumbarton Oaks Müzesi'nde 'Bizans Koleksiyonu' kategorisinde yer verilen 15 parçalık Sion Hazinesi'nden bir parçanın anlatımında ise 'Kumluca Köyünde, Türkiye bulunur' cümlesi geçiyor. Türkiye'den kaçırılan ve müzede sergilenen eserlerin tamamı gümüş ve üzerindeki işlemelerde yaldız bulunuyor.

Dumbarton Oaks Müzesi'nin kayıtlarında Bizans Koleksiyonu içinde Antakya eserleri de bulunuyor. Bu eserler arasında 4-5 yüzyıl sonlarına ait Apolausis büstüyle zemin mozaik, 5'inci yüzyılın sonuna ait av sahneleriyle zemin mozaik, 5-6 yüzyıla ait biberli papağanlarla zemin 2 mozaik, 4'üncü yüzyıla ait gümüş eyer ve 6'ncı Yüzyıl'a ait şamdan bulunuyor.
Şu resimdeki ihtiyarin hikayesini paylaşabilir misin?
Kimdir, necidir?
Başka bir konuda var ise yonlendirebilirsin.
Merak...
 

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
1,968
Beğeni
7,502
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Şu resimdeki ihtiyarin hikayesini paylaşabilir misin?
Kimdir, necidir?
Başka bir konuda var ise yonlendirebilirsin.
Merak...
huzurun sukunetin samimiyetin mutevaziligin simgesidir benim icin
tamam ustam yazarim
 

Mal bulanındır

KURT KIŞI GEÇİRİR AMA YEDİĞİ AYAZI ASLA UNUTMAZ
Süper Moderatör
Katılım
5 Ağu 2020
Mesajlar
1,968
Beğeni
7,502
Puanları
113
Konum
Yaşamın Olduğu Heryer
Şu resimdeki ihtiyarin hikayesini paylaşabilir misin?
Kimdir, necidir?
Başka bir konuda var ise yonlendirebilirsin.
Merak...
aslinda gizemi filan yok
trabzon çömlekci yolunda mola veren bi gezginin cektigi fotografdir gordugun gibi cok derin sade biokadarda masum bir ortamdir oyuzden hep kullaniyim
 

tevfik

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
14 Şub 2021
Mesajlar
127
Beğeni
516
Puanları
93
Yaş
62
Selamunaleyküm çok Güzel bir Paylaşımda Bulunmuşsunuz Okudukca O' fethiye'de gezip gördüğüm yerler gözümde canlandı evet ben pınara gibi yerleri gözümle gördüm yerleşim yerleri gerçektende yuvarlak bir yer ahhh ah hiçte aklıma gelmedi resimlemek keşke resimlerini çekseydim her neyse Elinize ve emeğinize sağlık Sağlık Ustam Saygılar.
 
Üst