Anadolu'da Antik Çağ Mezar Tipleri

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
"Aydınlık bir gelecek için okuyalım, okutalım."
İlkçağ ve Orta Çağ arasındaki geçişin sağlandığı ara dönem olarak tanımlanan Geç Antik Çağ, 20. yüzyıldan itibaren tarih literatüründe yerini almıştır. Geç Antik Çağ, Roma İmparatorluğu’nda dinî ve siyasî olarak önemli değişimlerin yaşandığı yıllara tekabül etmektedir. Sınırları batıda İspanya, doğuda ise Hazar Denizi’ne kadar genişleyen imparatorluk bu çağda ikiye ayrılmış, yeni bir din olan Hristiyanlık resmî din ilan edilmiştir. Böylece Doğu Roma İmparatorluğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ikiye ayrılan imparatorlukta politeizmden monoteizme geçiş yaşanmıştır. Anadolu toprakları, Doğu Roma İmparatorluğu’nun büyük bir kısmını oluşturması ve imparatorluğun başkentini de içinde barındırmasından dolayı Geç Antik Çağ’da imparatorluğun merkezî coğrafyası konumunda olmuştur. 1. ve 2. yüzyıllarda ortaya çıkan ve zaman içerisinde Anadolu topraklarında cemaatleşerek yayılım gösteren Hristiyanlıkta, 3 yüzyıl boyunca misyonerlik hareketleriyle tüm imparatorluğa yayılmıştır. 4. yüzyıldaki Hristiyanlığın resmi din ilan edilmesiyle, pagan dinden tek tanrılı inanca geçen toplum, eski alışkanlıklarından hemen kopamamış, devam eden ortalama 3 yüzyıl boyunca eski alışkanlıklarını Hristiyanlaştırarak sürdürmüştür. Ölümün kutsallaştığı bu yeni din anlayışı, insanlarının ölüm anlayışını etkilemiştir. Bu etkiler, ölü gömme ve cenaze hazırlıklarında çok fazla görülmemesine rağmen mezarlık tercihlerinde bu anlayışının var olduğu aşikardır.
Geç Antik Çağ’da Ölü Gömme Uygulamaları Klasik Antik Çağ’dan Orta Çağ’a bir geçiş dönemi olan Geç Antik Çağ’da, Roma İmparatorluğu yönetimindeki Anadolu’nun inanç sisteminde köklü değişiklikler olmuştur. Pagan imparatorluk yönetimi Hristiyanlaşmış bununla birlikte toplumdaki Hristiyan nüfus hızlıca artmıştır. Ama toplumun belli bir kesimi pagan inançlarına devam etmiştir. 4-5. yüzyıllarda pagan filozoflar Ege’ye Ayerleşmişler, kendilerini “Helenler” olarak adlandırmışlardır. 4. yüzyılda İmparator Constantinus, devlet kurumunu tamamen Hristiyanlaştırmasına rağmen pagan Helenler 6. yüzyılın sonlarına kadar Hristiyanlığa direnmişlerdir. 4. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu’na oranla daha çok Hristiyan iken yine batıya nazaran pagan etkilerini daha geç kaybetmiştir. Bir başka deyişle Doğu Roma İmparatorluğu batıdaki imparatorluktan daha çok “Hristiyan bir devletti”. Ama paganizmin etkisi, kültürel ve sosyal hayattaki türlü alışkanlıklarda batıya göre daha uzun süre yaşamıştır. Paganizm bu etkisini pek çok unsurda özellikle mezar mimarisinde görmek mümkündür.
Antik pagan dünyasında ölen kişinin Styx Irmağı’ndan geçip Hades’in karanlıklar ülkesinde kalacağına inanılmıştır. Bu sebeple ölüm acı bir olay olarak algılanıp ölen kişinin arkasından yas törenleri yapılmıştır. Tevrat’ta da ölüm antik yaklaşımın etkisinde sonsuza dek sürecek bir ceza olarak görülmektedir. Ruh, bir daha geri dönülmemek üzere yeraltındaki ölüler yurduna gitmektir76. Roma dünyasında ise bir hiçlik, yok oluş olarak görülmüştür. Hristiyanlıkla beraber Hz. İsa’nın geleceği mahşer gününe kadar beklenen bir uyku olduğuna inanılmaktadır.
Ölüm ile bedenden ayrılan ruh, mahşer günü geldiğinde Hz İsa tarafından diriltilirken geri dönüp bedeniyle birleşecektir. Hristiyanlıkta azizlerin ve martyrlerin ruhu ölüm anından hemen sonra Gök Krallığı’na çıkarken, sıradan insanların ruhlarının geçici olan kısmi cennet veya kısmi cehennemde tutulduğuna inanılır. Beden ise mahşer günü geldiğinde ruhuyla tekrar birleşip dirileceği zamanı beklerken “uyku” sürecindedir. Geç Antik Çağ’da imparatorluğun doğusunda yaşayan halk için ölüm, uyku sürecidir. Özellikle kutsal kişilerden bahsederken ölüm kelimesinin tam karşılığı olan “tanados” yerine uyku anlamına gelen “koimesis” kelimesi kullanılmıştır78. Paul Fedwick’in de dediği gibi “Mezar ruhsuz bedenlerin dirilmek beklentisi içinde dinlendikleri bir uyku odası, geçici bir bekleme yeridir”. Ölüm hakkında bu düşüncenin hâkim olduğu bu tek tanrılı dinde mahşer gününde dirilerek İbrahim peygamberin kucağında bekleyen ruh ile birleşme, tanrı katına çıkıp tanrıyla bütünleşme ve böylece tanrısallaşma söz konusudur. Bunun içindir ki Hristiyanlık ikonografisinde “ölüm” değil “ölümsüzlük” ana tema olmuştur.
İnsanoğlu, ölüme karşı yaklaşım biçiminde ve uygulamalarında genellikle atalarına bağlı kalmışlardır. Tarihsel süreçte Anadolu’nun farklı medeniyetlerinde farklı uygulamalar görülse dahi bugüne baktığımızda ölüme ilişkin birçok uygulamanın kökeninin Anadolu’nun pagan geçmişine dayandığını görebiliriz. Bu alandaki en büyük köklü değişim tek tanrılı dinlere geçişle beraber ölü yakma (kremasyon) uygulamasının kaldırılmış olmasıdır. Prehistorik Çağlar’dan bu yana süreç içerisinde değişen gömü pratikleri her dönemde olduğu gibi Geç Antik Çağ’da Hristiyanlığın kabulüyle kendi inanç ekseni içinde şekil bularak ilerlemiştir. Hristiyanlığın kabulüyle birlikte pagan mirasını büyük ölçüde reddetse de pek çok pagan pratiğinin Hristiyan anlamalar yüklenerek devam ettirildiğini görebiliriz.
Hristiyanlığın ilk zamanlarında hijyen kanunları baskın olduğu için mi yoksa pagan ölü gömme uygulamalarında “nekropol alanlarının sur duvarının dışına yapılması” geleneğinden etkilenildiği için midir? ölen bireyler şehir dışında bulunan mezarlık alanlara defnedilmiştir81. Geç Antik Çağ’da, bir yandan şehirlerin çıkış yollarında bulunan pagan nekropol alanları uygulamasının sürekliliği görülürken, sur içindeki günlük yaşamın devam ettiği kent merkezleri ile mezarlıklar eşzamanlı olarak ayrılmış; diğer yandan da martyr kültüyle birlikte şehirlerin içindeki kutsal gömüt alanlarının oluşmasıyla bu alanlar kademeli kademeli mezarlık alanlarına dönüşmüştür82. Geç Antik Çağ boyunca, pagan ölü gömme adetlerinden yavaş yavaş uzaklaşıldığını ve geleneksel extramural nekropol alanlarından intramural nekropol alanlarına geçildiği görülmektedir. Din şehidi olarak saygı gören bireylerin mezarlarının yanına veya yakınına gömülme isteği 4. yüzyıldan itibaren artmıştır. Birçok kentte bakireler, keşişler ve ruhban sınıfı mensupları şehit mezarlarının yakınına gömülmüşlerdir. Böylece ölülerin kentleriyle, yaşayanların kentleri içiçe geçmiş olarak, Geç Antik Çağ’da kentlere yeni bir yüz vermiştir. Pagan dünyasında kati bir suretle yasak olan bu uygulama, Hristiyanlık uygulaması olarak yeni bir gömme pratiği tarzında ortaya çıkmıştır.
4. yüzyılın sonlarına doğru gizli saklı yeraltına, katakomblara yapılan mezarlar terk edilmeye başlamıştır. Katakombların ve yeraltı şehirlerinin yerine şehir surlarının içine, kiliselere veya mezar şapellerine gömütler yapılmaya başlamıştır. Diğer bütün dinlerin ölümü, şehirlerinin dışında tutmasına karşın martyr kültüyle beraber her şehir kendi ölüsünü üretmeye başlamıştır. Hristiyanlıkta ölüm konusuna yaklaşım, pagan inancına göre temelde farklı olmasına rağmen birçok uygulamayı Yunan ve Roma dünyasındaki paganizmden almıştır.
Pagan ölü gömme uygulamalarında mezara konan kandil, Hristiyanlıkta sonsuz yaşamı aydınlatma anlamına gelen, tabağa dikilen muma dönüşmüştür. Mezarın başına mum ve “koliva” denilen sepet bırakılırdı. Bu sepetin içine filizlenip tekrar meyve vermesi için toprağa gömülmek anlamına gelen buğday, sonsuz yaşamın tatlılığına atıfta bulunan bal ve kuru üzüm konulurdu. Pagan geleneğine göre gömme ritüelinde ölenin yakını ilk olarak saçından bir tutam koparır ve ardından mezara sulandırılmış şarap ve parfüm saçardı. Hristiyanlıkta ise ölüye genel adı ile enagismata denen süt, bal, su, şarap, kereviz, pelanos (et, bal ve sıvı karışımı) ve kollyba (kuru ve taze meyveler) sunulurdu. Bu geleneğe göre Aizanoi ince cidarlı kâsesi kullanılarak ölene enagismata yapılmış ve olasılıkla kollyba yani kuru ve taze meyveler veya süt/şarap sunulmuştur. Bunların dışında kökeni pagan inancına dayalı olan; mezar başında veya kiliselerde yemek ziyafeti geleneği, Hristiyanlaşmış bir devamlılık halinde euharista (ekmek şarap ayini) ayini ile sürdürülmüştür.

GEÇ ANTİK ÇAĞ MEZAR TİPLERİ
Çağlar boyunca insanoğlu ölüsünü saklamak, korumak, kutsamak için gerek bulunduğu sosyal statüye göre gerekse bulunduğu ortamdaki coğrafi koşullara göre çok çeşitli mezar tipleri yaratmıştır. Ölü gömme bilinci oluşmadan önce ölü bedenin uzak bir alana bırakıldığı, başka bir deyişle terk edildiği kabul edilmektedir. İnsanoğlunun bilişsel gelişimiyle ölüsünü gömmeye başlaması arasında doğrudan bir bağlantı ve paralellik olduğu düşünülmektedir. İnsanın, muhakkak doğum ve ölüm gibi kavramları sorgulamak, başlangıç ve bitiş anlarının ardında olanı düşünmek, hayal etmek, kurgulamak, fikir yürütmek için belirli bir sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Kısaca ölüm anlayışının, ölüm olgusunun insanoğlunun kafasında yer etmiş olması gerekmektedir. İnsanoğlunun ilk kez ölüsünü gömme işlemini çürüyen bedeni uzaklaştırmak, ondan kurtulmak için mi yoksa dinsel inançları gereği mi yaptığı hala tartışma konusudur. Bütün bunlar bir yana ölü gömme davranışının bir sistematik kazanması için de ölüme olan bakış açısında ussal bir farkındalık oluşması gerektiği yadsınamaz bir gerçektir.
Yer Altı Oda Mezar
Yapılan bazı araştırmalar oda mezar anlayışının, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem’e kadar uzandığını göstermektedir. Bu doğrultuda gömüt-ritüel-mekan birlikteliği içinde, “Ölü Evi” uygulamasının erken örneklerinden biri olarak, Çayönü Tepesi’ndeki Kafataslı Bina ön plana çıkmaktadır.
1654426191585.png

Retrospektif açıdan incelendiğinde “Ölü Evi” anlayışının bir devamı olarak yeraltı oda mezarları ortaya çıkmıştır. Buna göre yeraltı oda mezar geleneğinin ilk ortaya çıkışının, Mezopotamya’da Sümerler-Er Hanedan Dönemi’ne (MÖ 2850-2350) kadar gittiği öne sürülmüştür. Bir başka görüş ise mezarların kökenini Myken Dönemi’ne dayandırmaktadır. Kıbrıs’ta ve Anadolu’da da yeraltı oda mezarların çağdaş örneklerine rastlanmaktadır. Bilinen dromoslulardan ziyade aşağıda bulunan mezar odasına inen basit rampalı mezar mimarisi bu tipin en eski örneğidir. Yeraltı oda mezarları Demir Çağı ile birlikte Urartular’da, Protogeometrik Dönem ile birlikte Helen Dünyası’nda ve Ege Adaları’nda mezar mimarisi içerisindeki yerini almaya başlar. Bu tip yapılar kısmen ya da tamamen yeraltına yapılmışlar, Ege dünyasında tholos mezarların ortaya çıkmasına sebep olmuşlardır. Özellikle Kıbrıs, Girit ve Myken oda ve tholos mezarlarıyla belirli planlar kazanmıştır. Hellenistik Dönem sonrasına kadar kullanılan tümülüs altı oda mezarların da öncüsü olmuştur.
Küçük Asya’nın Pers hâkimiyetine girdiği MÖ 6 yüzyılda Pers dininde aynı zamanda tapınak olarak da kullanılan yeraltı mezarları, oda mezar geleneğinin sürdürülmesinde etkili olmuştur. Yunan ve Roma Dünyası’nda ise nekropol alanlarındaki zengin örneklerin bu geleneği sürdürdüğü görülmektedir. Roma Dönemi ile birlikte Anadolu’da kullanımı yaygınlaşan bu mezar tipinin 7. yüzyılın başlarına kadar kullanıldığı bilinmektedir. “İnşa edilmiş oda mezarlar” geleneği uzun yıllar boyunca kullanımı devam etmiş bir uygulama olarak karşımıza çıkar. Geç Antik Çağ’da ise Romalılar piskopos veya azizlerini şehrin sur duvarlarının dışında konumlandırılan bu mezar odalarına gömmüşlerdir. Oda mezarlarının yapımında kullanılan moloz veya dere taşları, tuğla ve kireç harcı gibi inşa malzemelerinin kentlerin nekropol alanlarına yakın olan yerlerdeki yerel kaynaklardan kolay bir şekilde temin edilebilmesi bu mezar tipinin yaygın olarak kullanılmasında etken olabilir. Detaylı olmayan malzemeler ile basit, yerel işçilik kullanılarak inşa edilen oda mezarlarının konumu topografyadan faydalanılacak şekilde tasarlanmıştır. Bu nedenle bu mezar tipleri yükseltinin fazla olduğu ana kayalar üzerinde mezar odaları oyularak, gerekli görülen yerde ise yerel moloz taş ile örülerek inşa edilmiştir. Oda mezar anlayışının köken araştırmalarında “kayaya oygu” ya da “inşaat teknikleri kullanılarak oluşturulan yeraltı oda mezar” şeklinde ayrıma gitmek doğru bir yaklaşım gibi görünmemektedir. Çünkü Batı Anadolu’da Protogeometrik Dönem’de yaygınlaşan, özellikle Demir Çağı içerisinde Urartu ve Adalar’da varlığını sürdüren bu tip mezar geleneği, doğrudan anakayanın oyulmasıyla başlayıp daha sonra mimari kimlik kazanmıştır. Sonraları hem arazinin coğrafi yapısı hem de inşaat tekniklerinin gelişimi ile beraber iki ayrı tür ortaya çıkmıştır. Duvarları kerpiç, taş, tuğla gibi çeşitli yapı malzemeleriyle örülen, toprak altında kalacak şekilde üzeri tamamen kapatılan oda mezarların, üst yapı sistemi ise tarihsel aşamalarda dönem dönem değişim göstermiştir. Ahşap dikmelerle kerpiç tuğlalarla kubbe oluşturacak şekilde, taş ve tuğlalarla ise tonoz biçiminde kapatılarak yapılmıştır. Literatürde genellikle hypo (alt) ve gaia (toprak ana) kelimelerinden meydana gelen “Hipoje”kelimesiyle özdeşleşmiştir.
Tek Odalı Mezar
Tip 1 (Basit)
Tamamen ya da kısmen yeraltına inşa edilen, bir kişiye ya da bir aileye ait olan yeraltı mezar odalarının yapımı için seçilen alanın oluşturulması odanın büyüklüğünce kazılmasıyla başlamaktaydı. Oda mezarın yapımı tamamlandıktan, bezemesi yapıldıktan sonra giriş kısmı hariç her tarafı toprakla kapatılmıştır. Ölen kişinin yakınları tarafından belirli günlerde ziyaret edilmesi için mezar kapısı toprakla örtülmemiştir. Topografyanın durumuna göre inşaası yapılan oda mezarlarına yukarıdan, giriş kısmı dışarıdan bir kapak taşı ile kapatılmış dromos ile ulaşılır. Yukarıdan dromos ile ulaşılan mezar odasının kapısı ya orijinal stomion ya da devşirme bir stel parçasıdır. Bir giriş kapısına sahip yeraltı gömüt alanı olan bu mezar tipi, genellikle dikdörtgen plana sahiptir. Giriş kapısına ulaşımı sağlayan ve kutsal geçit olarak bilinen dromoslar, bazen basamaklı bazen de bir rampa şeklindedir.
1654426317239.png
Çoğunlukla doğu-batı doğrultusunda uzanan mezar odalarının girişleri batıdandır. Sadece bir insan geçebileceği genişlikte olan giriş kapıları genellikle odanın dar yüzündedir. Zemin genellikle tuğla ya da taş plaka ile kaplıdır. Bazen de sıkıştırılmış topraktır. Duvar örgü sisteminde yapı malzemesi olarak tuğla veya tuğla ile birlikte yer yer düzensiz moloz taş kullanılmıştır. Duvar örgü sistemleri ise almaşık örgüdür.
1654426350819.png
Bunun yanında düzgün andezit ve devşirme mermer bloklardan da inşaa edilmiş örnekler vardır. Mezar odasının duvarları genellikle sıvalı ve fresklidir.
1654426377084.png
Geç Antik Çağ’a ait mezar odalarının iç duvarlarının yüzeyi kimi zaman sadece sıvalı olmasına karşın kimi zaman da strüktürel yapılaşmanın içinde Hristiyanlık ikonografisi içeren resimlerle bir farklılık gösterir.​
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Üst yapı sistemi beşik tonozludur. Daha sonraki dönemlerde tonozların yanları doldurulup düz ya da semerdam çatı oluşturulmuştur. Üst yapısı beşik tonozlu, dikdörtgen bir plana sahip, tek odadan oluşan Geç Antik Çağ mezar odalarının en güzel örneği şüphesiz İznik/Hespekli’deki mezar odasıdır.
1654428608268.png
Hespekli’de bulunan mezar odası, İstanbul Şehremini’deki 4.yüzyıl ortasına ait tek mekândan oluşan mezar odası;
1654428636235.png
İstanbul Kocamustafapaşa’da bulunan mezar odası, İzmit Solucak Mevkii’nde bulunan mezar odası, İzmit Konca Mevkii mezar odası, Laodikeia Nekropolü’ndeki L.98.GN.M4 numaralı
1654428675852.png
, L.98.GN.M1-6 numaralı,
1654428698813.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
L.07.GN.M1
1654428767823.png
L.06.KDN.M1 numaralı mezar odaları,
1654428788372.png
İzmir Nif yakınlarındaki Ulucak Mevkii’nde bulunan Villa Rustica’sının yanındaki mezar odası, Anemorium Nekropolü’ndeki mezar odası, Konya Bağdat Kırı ören yerindeki mezar odası, Ankara/Çankırıkapı Mevkii oda mezarı ve Düzce Akçakoca Mevkii’nde bulunan mezar odasına benzemektedir. Hepsinin ortak özelliklerinin başında beşik tonozlu üst yapı sistemine sahip olması gelmektedir. Diğer ortak özellikleri ise dikdörtgen planlı tek odadan oluşmaları ve inşaa tekniği kullanılarak yapılmış olmalarıdır.
1654428811744.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Yeraltına yapılan bu mezar odalarında, odanın içindeki mezar düzenlenmeleri arcosoliumla beraber taş sandık veya örgü sandık mezar düzenlemesi, arcosolium olmaksızın sadece taş sandık veya örgü sandık tipinde mezar düzenlemesi, sadace lahitli mezar düzenlemesi, duvara sabit bir şekilde yapılmış kline mezar düzenlemesi, mezar odasının zemini altına yapılmış taş kapaklara sahip mezar düzenlemesi ve mezar odasının içinde herhangi bir mezar düzenlemesi olmayıp defnin direkt odanın zemin döşemesinin üzerine yapıldığı mezar düzenlemesi gibi çeşitli şekilde gömüt uygulamalarının kulllanıldığı gözlemlenmiştir .
1654428874353.png
“Yeraltı Oda Mezar Tip 1” olarak adlandırdığımız bu grup mezar odaları tek bir odadan ya da tek ana mekândan oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı olan mezar odaları ortalama 3.50x2.50m ölçülere sahip olup aşağıda bahsedeceğimiz Tip 2 olarak adlandırdığımız ve yine tek odadan oluşan mezar odasına kıyasla biraz daha büyüktür.

Tip 2

Tek oda mezarların bir alt grubu olarak değerlendirdiğimiz Tip 2 Mezarlar ortalama 2x0,90x1x1.5m ölçülerinde, bir insan sığabilecek şekilde planlanmışlardır. Yeraltına inşaa tekniği kullanılarak, sanduka tipinde yapılan bu mezarlarda yapı malzemesi olarak tuğla ve taş kullanılmıştır. Mezarın duvarlarında genellikle tuğla veya taş harç örgü sistemi uygulanmıştır. Üst yapı sistemi iri kavisli pişmiş toprak levhaların semerdam oluşturacak şekilde bir araya getirilmesiyle yapılmıştır. Mezarın üst yapı sisteminin semerdam oluşturacak şekilde kapatılması mezara bir nevi tabut izlenimi kazandırmıştır. Oda mezar yapısının duvarları genellikle tuğla ile birlikte moloz, taş karışık bir şekilde ve horasan harcı ile örülerek oluşturulmuştur.
1654428902861.png
 

Ekli dosyalar

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Bazı örneklerde mezar odasının dört duvarı traşlanarak 2-2.5 cm kalınlığında mermer levhalarla kaplanmıştır
1654429009888.png
1654429038855.png
Mezar kapısı görevini bu büyük pişmiş toprak levhalar yerine getirmektedir. Kapısı bulunmayan bu mezarların kapı açıklığının üstünü örtmek için yine mezarın üst yapı sistemine ait pişmiş toprak plakalar kullanılmıştır.
1654429068986.png
1654429083116.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Yalnızca İstanbul Yeşilköy ve Güngören’de bulunan, literatürde “Yeşilköy Hipojesi”
1654429120989.png
ve “Güngören Hipojesi” olarak geçen iki mezar odası, ölçüleri ve planları açısından Tip 2 kategorisine girse de üst yapı sistemi ve giriş kısmı açısından Tip 2 de bulunan örneklerden farklıdır. Mezarların üst yapı sistemleri semerdam şeklinde değil düz bir platform olarak yapılmıştır ve her ikisinde de bir giriş kapısı bulunmaktadır. Tip 2 kategorisindeki sandukaya benzer bu mezarların, yapı malzemesi taş ya da köfeki taşından olan örnekleri de mevcuttur. Düzgün, büyük kesme taşlarla örülmüş, üst yapı sistemi ise büyük kesme taş plakalarla çatkı şeklinde düzenlenmiş olan bu mezarlar da dikdörtgen planlıdır.
1654429144987.png1654429156884.png
Bitişik Yanyana Oda Mezar

Bitişik oda mezarlar, pişmiş toprak tuğla veya moloz taş örgü, horasan harç sıvalı, tabanları genellikle ya sıkışmış toprak ya da pişmiş toprak plakalarla kaplı olan, üzeri tonozlu ve girişi kapak taşından oluşturulan, duvarları ortak kullanılmak suretiyle üç ile yedi oda arasında değişen, birbirine bitişik nizamda yapılmış mezar tipidir.
1654429196829.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Bu mezar tipindeki oda mezarların her biri, basit örgü sandık mezarların tonoz ile örtülmüş olanları gibidir.
1654429238034.png
Beşik tonozlu olan bu mezarlar birbirine bitişik olarak ikili, üçlü, dörtlü, beşli ve yedili mezar grupları halinde inşaa edilmişlerdir. Bu tarz mezarlar genellikle doğu batı yönlüdür. Mezar odalarının bazen duvarları moloz taş örgü ile horasan harç sıvalı olup duvarların üst kısmı tonoz, çakıl taşı katkılı, tuğla-harç örgülü olan örnekleri vardır. İznik Katırcıini güney yamacındaki mezar,
1654429259924.png
Kocaeli Gültepe Nekropolü’ndeki mezarlar, İstanbul Mevlevihane yakınlarındaki sur dibinde burçlardan birine yaslanmış vaziyette olan oda mezarlar
1654429283854.png
bu tip altında değerlendirebileceğimiz, Geç Antik Çağ’a tarihlenen “Bitişik Yanyana Oda Mezar” örnekleri arasındadır. Zaman zaman mezar odalarının duvarlarında olduğu gibi tonoz kısmı da moloz taş-harç örgülü ve sıvalı olan mezarlar inşa edilmiştir. Mezar iç duvarları ince beyaz bir sıva ile sıvalıdır.

Genellikle moloz taş-harç örgü ile inşaa edilen bu mezar tipinin, oda kısmı ana kayaya oyulup düzleştirildikten sonra sadece tonoz kısmının moloz taş-harç örgü ile inşaa edildiği örnekler de bulunmaktadır. Antalya/Döşemaltı İlçesi Düzlerçamı Mevkii’nde yapılan kurtama kazısında bulunan yanyan bitişik M1-M2 numaralı mezar odaları buna bir örnektir.
1654429311158.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Bu tip mezar odalarına girişler genellikle üstten sağlanacak şekilde tasarlanmıştır. Mezarın üst yapısının, 2/3’lik kısmı tonoz, 1/3’lik kısmı büyük blok bir taş gelecek şekilde düzenlenmiştir. Bu mezar odalarına girişler genellikle üstten sağlanmaktadır. Laodikeia Kuzey Nekropolü’nde bulunan L05 KN M9 numaralı oda mezar, incelediğimiz zaman aralığından daha erken bir döneme tarihlenmesine rağmen yukarıda sözü edilen özelliklere sahip olması ve mezar odasına girişin üstten yapıldığını gösteren örnek olması açısından, çalışmamız kapsamında, bu mezar tipi için verilen örneklerin başına koymayı uygun gördük.
1654429355730.png
Yine Laodikeia Batı Nekropolü’nde bulunan L.09.BN.M4 numaralı mezar grubu da yanyana bitişik planda yapılmış, üstten girişi olan beşik tonozlu yeraltı oda mezarlardır.
1654429407962.png
Amasya Kirazlıdere Mahallesi’nde yapılan kurtarma kazılarında bulunan mezarlar da beşik tonuzlu, 2’li, 3’lü, 4’lü, 5’li ve 7’li gruplar halinde yanyana bitişik vaziyette yapılmış mezarlardır.1654429488621.png
Amasya Eski Şamlar Mevkii’nde yapılan kurtarma kazısında G1 açmasındaki dörtlü mezarlar, G2 açmasındaki dörtlü mezar grubu ve G4 açmasında bulunan üçlü mezar grubu da yanyana bitişik oda mezarlardandır ve üstten olan girişleri bir kapak taşıyla kapatılmıştır197. Yanyana bitişik durumda yapılmış mezarlara, tıpkı Laodikieia L05 KN M9 ve L.09.BN.M4 numaralı mezarlarda olduğu gibi giriş yukarıdan sağlanmaktadır. Antalya/Döşemaltı İlçesi Düzlerçamı Mevkii’nde 2011 yılında yapılan kurtama kazısında bulunan yanyana bitişik M1-M2 numaralı oda mezarlarına da giriş üstten, ek olarak iki sıra basamak ile sağlanmaktadır.
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Çok Odalı Mezar

Koridorla birbirine bağlanan ve birden çok odadan oluşan oda mezar tipidir. En az iki veya daha fazla odadan meydana gelen çok odalı mezar tipi, ortak duvarlarla birbirinden ayrılmış, yanyana mezar odalarından oluşan formda olduğu gibi, odaların birbirleriyle bağlantılı olan bir mezar kompleksi olarak da karşımıza çıkmaktadır.
1654429612748.png
Bu tipe en güzel örnek şüphesiz İstanbul Vezirbahçesi Mevkii’nde bulunan mezar odasıdır.
1654429632845.png
Doğu batı doğrultusunda bir koridor, koridorun sağında ve solunda kemerli girişlerle açılan iki adet mezar odasından oluşmaktadır. İstanbul Vezirbahçesi Mevkii’nde (4-5 yy) mezar odasında Koridor 8.63m uzunluğunda 3.13 yüksekliğinde ve 2,50m genişliğinde ölçülere sahiptir. 34x35x5 cm ölçülerinde tuğla ile örülmüştür ve sıvanmıştır. Koridordan odalara açılan dairevi kirişlerin kemerleri çift tuğla ile örülmüştür.Koridorun doğu yönünde 2.30m lik mermer kapı vardır. Kapıdan sonra çıkmaya yarayan basamklı dromos izleri vardır. Koridorun zemini eskiden tuğla ile kaplıdır s:1,30m genişlikteki bir geçitten sonra girilen Koridorun kuzeyindeki oda 7,72x4,38m ölçülerindedir. Girişin solundaki duvarda ve devamındaki duvarda ayrıca bu iki duvar arasındaki odanın doğu duvarında birer arcasolium vardır. Bunlardan karşılıklı olanlardan kuzeydeki 1,57x100m, güneydeki 90x180 ve aradaki 1,50x1,38m büyüklüktedir.
Ayrıca “Çok Odalı Oda Mezar” sınıfına koyabileceğimiz, İznik-Adapazarı yolunda mezbaha yakınlarında bulunan mezar kompleksi, İstanbul Murad Paşa Camii,
1654429696514.png
Nif Dağı Kozludere’de202 ve İzmit Zeytinlik-Kırkmeşe Mevkii’nde bulunan mezar odası da koridorlarla birbirine bağlanmış ikiden fazla odadan oluşmaktadır
1654429720109.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Yine Çok Odalı Mezar kategorisine koyabileceğimiz Konya Sırçalı Medresesi yakınında bulunan ve literatürde “Sırçalı Medrese Yanındaki Hipoje” olarak adlandırılan mezar odasına, merdivenli bir dromos ile ulaşılmaktadır. Bu örneğimiz, yukarıdaki diğer örneklerde olduğu gibi koridorlarla birbirine bağlanan odalardan oluşmamaktadır. Burada dikdörtgen planlı ana mekânın kuzey ve güney tarafında dikdörtgen planlı odalar bulunmaktadır. “Zemin seviyesinin alt kotuna inşa edilmiş olan hipoje doğu-bat ı doğrultusunda yerleştirilmiştir. Eser, merdivenli bir giriş, dikdörtgen planlı bir ana mekân ile ana mekânın kuzey ve güney bölümüne eklenmiş dikdörtgen planlı birer ek mekândan meydana gelmektedir. Günümüzde sadece ana mekân ile güney mekânın görülebildiği eserde, mekânların doğu bölümünde yarım daire planlı birer apsis bulunmaktadır ve içerisinde bulunan mezar taşıyla birlikte 4. Yüzyıl sonrasına tarihlenmektedir” .
1654429767808.png
Devamı gelecek...
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Hazırlık Mekânlı Oda Mezar

Asıl defnin yapıldığı mezar odasına gelmeden, daha küçük boyutlarda bir ön odadan oluşan mezar odasıdır. Mezar odasına geçişte hazırlıklar için bir ön (pro) mekân bulunmaktadır. Bu ön mekân defin hazırlıklarının yapıldığı mekân olmalıdır. İznik Abdülvahap Tepesi mezar odası Abdülvahap Tepesindeki mezar odası Doğu-Batı yönlü, 4,40x8 m ölçülerinde dikdörtgen planlıdır. Duvarları ve tonoz tuğla harç örgüdür. Batı tarafından 4 basamaklı küçük bir dromos ile taş kapı ile karşılaşılır. Kapıdan sonra üzeri yine beşik tonozla örülü küçük bir hazırlık odasına geçilir. Doğudaki ikinci oda asıl mezar odasıdır. Kuzey, güney ve doğusunda üç adet taş sandık mezar vardır. Mezarlarda Roma dönemi devşirme malzeme kullanılmıştır. Mezar odasının zemini taş ve mermer döşemedir. Duvarları ve tonozu sıvalıdır.
1654501959373.png
İznik Dırazali Mevkii mezar odası,
1654501986958.png
İznik Dırazali Mevkii’ndeki mezar odası, Doğu-batı yönlü, dikdörtgen planlı mezar odası, bir ön hazırlık mekanı ve asıl mezar odası olarak 2 odadan oluşur. Mezar odasının duvarları alttan bir iki sıra moloz taş kireç, üst sıraları ise tuğla kireç kullanılmıştır. İki oda arasında moloz taş ve tuğla örgülü 0,63m genişlikte bir duvar yer alır. Ön oda 2.47x4,66m ölçülerinde olup enine bir dikdörtgen planı çizmektedir. Asıl mezar odası 4,60x4,66m ölçülerinde olup 2,80m yüksekliktedir. Batıda 1,10x1,43m kapı açıklığı bulunmaktadır. Duvarları ve tonoz sıvasız olduğu için mezar odasının tamamlanmadığı düşünülebilir. İS 6 yüzyıla tarihlenmektedir.
İstanbul Sultanköy’de bulunan ve 3.yy sonu 4. yy başlarına tarihlenen mezar odasının girişinde basamaklı bir dromos bulunur. Sultanköy’de bulunan 3yy sonu-4 yy başlarına tarihlenen mezar odasında 0,65m genişlik, 0,95m yükselikteki giriş kapısından sonra yedi basamaklı dromosu bulunan mezar odasının dış kapısının alt ve üst eşikleri beyaz mermerden, ön ve arka yüzleri main ve murabba şekilleri meydana gelecek tarzda kaba bir şekilde işlenmiş düz beyaz mermer bir levha ile kaplıdır. yedi basamaklı dromosun uzunluğu 2,57m genişliği ise 1,02m olup tavanı sivri tonozludur. Tavan alçı ile sıvanmış, basamaklar ise mermer plakalarla örtülmüştür. Merdivenli dromosun akabinde 0,70mx1,00m ölçülerindeki kapının payeleri ve eşikleri damarsız mermerden olup, alt ve üst yüzü düz bırakılmış mermer bir levha ile kaplı bir kapı ile karşılaşılır. Kapının ufki üst eşiği ile sivri tnoz arasında kalan kısım tuğla ile örülmüştür. Bu kapı küçük bir sahanlık hazırlık odasuı olan bir ön odadır. Ön odadan sonra asıl mezar odasına açılan üçüncü bir kapı karşımıza çıkar. Kapı 0,72mx1,52m ölçülerindeki kapıdan sonra 2,67x2,67m ölçülerinde kare planlı mezar odasına geçilir. Zemini taş plakalarla döşelidir. Duvarları zeminden itibaren 1,44m yüksekliğinde 0,02m beyaz levhalarla kaplıdır. Duvarların diğer kalan kısımları da alçı ile sıvanmıştır. Kaçak kazılara maruz kalmış oda mezarın içerisinde herhangi bir buluntuya rastlanılmamıştır. Köylülerin iafedelerine göre odaya girilince sol tarafta ve başı kapının karşısındaki, duvara gelecek şekilde konumlanmış iskelet bulunmaktadır. Tavan kısmı manastır kubbesi şeklindedir.
1654502049020.png
İstanbul Silivri Kapı’daki 4.yy sonu – 5.yy başına tarihlenen mezar odası da Hazırlık Mekânlı Mezar Odaları grubuna girmektedir.
1654502085018.png
 

harunasln

Süper Moderatör
Katılım
29 Eyl 2020
Mesajlar
163
Beğeni
658
Konum
Angara
Silivrikapı’daki mezar odası iki sur bedeninin arasına konumlandırılmıştır. 7.70m x 6.30m ölçülerinde olan mezar odasına bir koridor ile ulaşılır. İçerisinde İsa ile on iki havari, Musa'ya on emrin verilişi, İsmail'in kurban edilişi ve bir mimari içinde imparator ile imparatoriçe gibi konulara ait kabartmaların betimlendiği dördü kireç taşından bir tanesi Proconnessos mermerinden beş adet lahit bulunur.
1654502206572.png
Mezar odasının duvarları kır manzarası içerisinde insan figürlerinin de bulunduğu kompozisyon ve mermer kaplama levha taklidi boyama ile bezelidir. Ayrıca yine İstanbul’daki Region (Küçükçekmece) Hipojesi de Hazırlık Mekânlı Yer Altı Mezar Odaları sınıfına dâhil edilebilir. Üzeri beşik tonozlu, dikdörtgen planlı bu mezar iki kısımdan oluşmaktadır. Asıl mezar odasına geçmeden girişte bulunan bu ön oda cenaze işlemleri için ayrılmış olmalıdır. Duvarlarında ikişer arcasolium düzenlemeli mezar bulunan odanın zemini altında da dört adet mezar bulunmuştur ve İS 4.yy’a tarihlenir. Hazırlık mekânı diye adlandırdığımız bu ön oda, asıl mezar odasındaki mekânın darlığından ve mezarın sık sık açılıp kapatılamaması gibi sebeplerden dolayı aralıklı zaman dilimlerinde ölülere yapılan ritüellerin gerçekleştirileceği alan düzenlemeleri olarak tasarlanmış olabilir.
Loculus Düzenlemeli Oda Mezar

Yeraltı mezar odalarının alt tipi katagorisinde ele aldığımız ve literatürde “Loculus” adıyla geçen bu tip mezarlarda genel plan; kare ya da dikdörtgen biçimli orta mekânın yani mezar odasının bazen tek bazen de iki kenarından yanlara, duvarların içine doğru dörtgen kesitli derin hücrelerin (Loculus) açılmış olmasıdır.
1654502255866.png
1654502273896.png
Loculuslu mezarlara genelde merdivenli dromoslar ile ulaşılır. Duvara açılmış loculuslar bireylerin definlerinde kullanılır. Ancak bazı loculuslar ikincil defin için kemiklerin yerleştirildiği depolar olarak da hizmet etmiştir. Loculuslu mezarlar genellikle Roma mimarisinde görülmesine karşın, istisnai olarak Kıbrıs’ın Limassol kenti yakınındaki Polimidhia’da bulunan loluculuslu mezar MÖ 4. yüzyıl sonlarına, Salamis, Tamassos ve Kourion kentlerindeki mezarlar ise Geç Hellenistik Dönem’e tarihlenen erken tarihli mezarlardır. Bir bütün olarak düşünülüp inşa edilen loculuslar bir aile mezarı niteliğinde olup mezar sahibinin zenginliği ölçüsünde yapılmaktadır. Loculuslar aynı zamanda mezara defnedilen kişinin gücünü ve onurunu simgelemeyi de amaçlamış olmalıdır. Hristiyanlığın etkisini arttırmasıyla beraber İtalya’daki colombariumların kullanımına devam edilmesine karşın Anadolu’da inhimasyon gömünün yapıldığı loculus oda mezarlar görülmektedir. Aydın İli Karacasu İlçesi Dereköyü Daryaka Mevkii’nde bulunan Loculus tipi mezar odası moloz taşlarla örülmüş, tonoz kısmı da dâhil olmak üzere, her tarafı sıvalıdır. Loculus tipli mezar odasının güneydoğu tarafındaki kapısına dört basamaklı bir dromos ile ulaşılmaktadır. Mezar odasının kuzeybatı tarafında, sadece dar cephesinde; beş sırasında dörder tane, son katında ise iki tane mezar olan; toplam altı katta olmak üzere 22 mezar hücresi bulunur. Loculusların ortalama ölçüleri uzunlukları 2.57m-2.59m arası değişen ölçülerede, genişlikleri 0,56- 0,59m arası, yükseklikleri ise 0,36-0,40m arası değişen ölçülerdedir. Ayrıca loculus tip oda mezarın zemininde, uzunlukları 2, 10 m. genişliği 1.07m-1.35m, derinlikleri ise 0.41m taş örgü sandık tipinde iki tane mezar bulunur.
1654502312037.png
 
Üst